Sanırım soru yeterince açık. Aslında belki "Neden fotoğraf çekiyoruz?" konusuna yakın ama ben daha çok anlık bir düşünceden bahsediyorum.
(Eğer o andan fazlasını anlatmak isteyenler varsa elbette paylaşmaları daha da güzel olacaktır.)
Sanırım soru yeterince açık. Aslında belki "Neden fotoğraf çekiyoruz?" konusuna yakın ama ben daha çok anlık bir düşünceden bahsediyorum.
(Eğer o andan fazlasını anlatmak isteyenler varsa elbette paylaşmaları daha da güzel olacaktır.)
Haftasonu bir arkadaşımın ricası için fotoğraf çekiyordum. Kurgu vs. işte. İki modeli değişik kurgularda çekerken bir başka arkadaşım ise bana yardımcı oluyor, reflektör tutuyordu.
Çekimlerin sonuna doğru yardımcı olan arkadaşım, çekimler esnasında çok despotik olduğumu, kendi kafamdakinden başka hiçbirşeyle ilgilenmediğimi söyledi.
Kendime şöyle bir baktım; evet sanırım durum öyleydi. ama bu durum karşısında kendimi suçlu veya kötü hissetmedim. çekmekte olduğum fotoğraflarda bir duygu, bir his peşindeydim, bunu oluşturacağını düşündüğüm ışık, lens seçimi ve kadraja yoğunlaşmıştım. Lens ve ışık seçimine yeniden döndürecek denemelere kalkışmak peşinde olduğum şeyden uzaklaşmama yol açacaktı. Kurguda kısaca despotik bir şekilde kafamdaki atmosferin peşindeyimdir. Hatta düzenlemede neyi nasıl yapacağımı da çoğu kez çekmezden evvel kararlaştırırım.
O AN dediğimiz heyula ise bambaşka. fotoğrafı hissettiğimde içimde bir heyecan patlaması olur. Hatta vizörden bakıp kadrajı, o an'ı oluşturan bileşenlerden herhangi birinin bütünselliği bozmaması, ben çekmeden bozmaması için tir tir titrerim.
O yaşadığım heyecanı hiçbirşeye değişmem. Aslen peşinde olduğum da sanırım bu. Bir daha tekrarlanmayacak olana tanıklığı belgelemek. BELGELEMEK.
Ben bunu gördüm. dünyanın bir yerinde, vakitlerin birinde, böyle bir an yaşandı, ki tekrarlanmayacak hissi peşindeyim.
İki örnek vermek gerekirse.
http://www.flickr.com/photos/okanakan/3962068970/
Hanımefendiyle aramda 30 metre filan vardı ama tam cepheden görmek zorundaydım, kompozisyon icabı. Makineyi kaldırdığım anda farkedileceğimi biliyordum. Aramızda 4 şeritli, sabah trafiğinin yoğun olduğu bir yol olduğu da düşünüldüğünde 2. kare şansım olmayacaktı bunu çekerken. Manuel lensle mehtemel netlik mesafesini ayarlayıp yolun 2 saniye boş kalacağı bir anı modele sırtımı dönerek bekleyip çektim. Sonuç iyiydi.
http://www.flickr.com/photos/okanakan/3716012205/
Bunu çekerken yanımda Ulaş ve Yalçın da vardı. Kareyi oluşturmak için utangaç ama gölüllüydü modeller, bunu çektikten sonra sağlama olsun diye 5-6 kare daha çektim. Acayip mutluydum yukarıda anlattığım gibi. Tekrar fotoğraflara ekrandan baktığımda beynimden kaynar sular döküldü. Temmuz öğle vakti iso 1000 ve f/2.8 de çekmişim bu kareleri..... Bütün gün bir yandan aklımdan bu kareler geçerken toparlarmıyım acaba sorusu geçti, kendime ettiğim küfürlerle ardaşık bir şekilde.
Velhasıl kaçırdığım yada yakaladığım bir an fotoğrafında beklentilerim ve hissettiğim tatmin aslında peşinde olduğum şey. Kurgu veya tasarlanmış karelerdi daha matematik bir düşünce, üretim ve heyecan yaşıyorum. kötü değil tabi, sadece fazla kitabi ve imgesel yaşamayan bir hissiyat.
umarım yanıtlayabilmişimdir sorduğunu Aydın.
Fikir olarak deklanşör zamanındaki heyecanı çok iyi anlatmışsın ki hemen hemen aynı şeyler benim içinde geçerli... Modelle çalışırken benimde sert olduğum bi kaç zamanı hatırlıyorum ama mesela manzara fotoğrafının arkasında iken o heyecan bende kendini biraz daha rahatlamaya bırakıyor. Yani sanki o geniş açıdaki herşey benim kontrolümde ve beni beklerlermiş gibi hissediyorum. Daha vizörün içinde hangi düzenlemeler yapılması gerektiği, neyin fazla olmasına rağmen kadrajda kaldığı, oranın onarılıp onarılamayacağı, veya daha doru zmana değil daha doğru zaman değl diye terkarlarım, sürekli aklımı kurcalıyor. Bu çok büyük bi keyif veriyor çünkü fotoğrafımı yönettiğimi hissediyorum.
Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.