Stereo ses dediniz mi fiyat biraz yükselebilir, harici mikrofon takma gibi özellikleri ekleyin, daha da artar. Daha çok video çekecekseniz Sony'nin A55 gibi hareketsiz aynalı modellerini tavsiye edebilirim.
Lensten gelen ışık DSLR kameralarda ayna ile tepedeki prizma veya (ucuz olan giriş seviyelerinde karanlık bir görüntü veren) ikinci bir aynaya, oradan da vizöre yansıtılır. Çekim yapılırken ayna kalkar, vizör kararır, ışık sadece sensöre düşer. Saniyenin 8000'de birinden başlayıp bazen 100'de birinden aşağı düşen enstantene yüzünden bunu farketmenize gerek kalmayacak sürede tekrar vizör aydınlıktır.
Fotoğraf çekecekseniz sorun yok, ama mesele video ise sorun burada başlıyor. Çünkü DSLR makinelerin otomatik netleme (AutoFocus-AF) mekanizmaları AF için özel TTL phase detection yöntemi ile başka bir sensöre dayalı çalışıyor.
Video çekerken sadece ana sensöre ışık gidebildiğinden, bu AF mekanizması (TTL Phase Detection) devre dışı kalıyor, makine onun yerine ana sensörden gelen görüntüyü işleyip öyle netleme (Contrast Detection) yapmaya çalışıyor. Örnek karşılaştırmaları youtube'da mevcut. a55 AF test, comparison gibi aratırsanız görebilirsiniz.
Fark ne peki: TTL Phase Detection daha hızlı ve isabetli ve zayıf ışıkta çalışabiliyor ama aynısını diğeri için söylemek mümkün değil.
Yani ne demeye getiriyorum:
Işığın yeterli olduğu, kameranın veya objenin çok yer değiştirmediği ortamlarda DSLR'lar video için güzel. DSLT kameralar yeni olsalar da, video birinci önceliği olan birisinin mutlaka değerlendirmesi gerekli.
Lens seçme konusuna gelirsek, Nikon'daki bu cinslik Nikon'u bırakma sebeplerimden birisidir. Video çekiyor olsaydım, dert etmezdim. Çünkü lensin içinde AF motoru olmalı ve sessiz bir AF motoru olmalı, yoksa videoda bu sesler de çıkacak. Ben hobi olarak uğraşıyorum ve para kazanmadığım gibi giriş seviyesinde ve bütçesini sınırlı tutarak öğrenmeye çalışıyorum. (Şu sınırlı haliyle yurt dışı fiyatına göre pro body parası harcamış oldum gerçi makine ve ekipmanına)
Nikon'un giriş seviyesi modellerinde gövdede AF motoru yok. Yani lense flanştan mekanik temasla (küçük bir tornavida ağzına benzer civatalama ucuyla) lens içindeki mercekleri hareket ettirerek netleme yapamıyor. Lensin kendi içinde motor yoksa, AF de yok.
Misal, Nikkor AF 50mm F/1.8 gibi diyaframı çok açabilen, hızlı (çok ışık alan) bir porte lensini Türkiye'de garantili 250 liraya bulabilirsiniz. Spot 150 liraya düşebiliyor. Ama AF-S değil, yani giriş seviyesi Nikon'lar bununla AF yapamaz. Ancak D80-D90-D7000 gibi orta seviye veya üstü profesyönel bir makine olacak (Ki D90 spot body 1500 liradır, lens bile yok yani ve segmentinde D7000'den önceki 2008 model bir kameradır.) öyle AF yapabilsin.
Şimdi giriş seviyesindeki kişinin APS-C sensörlü DX format kullanacağını farzedersek, onun için geliştirilmiş 35mm F/1.8 AF-S lens var, fiyatı 250 dolar, Türkiye'de 500 lira civarına alırsınız.
Demeye getirdiğim şu, giriş seviyesi Nikon alacaksanız, 18-55, 55-200 gibi lensler haricinde pek birşey ummayın. Aksi takdirde (Video birinci önceliğiniz değilse) lensler pahalı olduğu için gidip orta seviye kamera almak zorunda kalacaksınız ki makul fiyatlı güzel AF lensler kullanabilin. Ya da lense vereceğiniz para body parası tutacak, belki de üçüncü parti üreticilerin kalitesiz lenslerini almak zorunda kalacaksınız. Pro makinaların 2-3 katı fiyatı olan lensler var, onları normal karşılıyorum, ama şunu anlayın, body kadar para yatıracağınız o lensler o kadar da ahım şahım değil.
Ama Nikon alacağım diyorsanız, şu an Nikon D3100 fiyat performans canavarı bir makine. Lens meselesi de olmasa....
Canon'a gelirsek, öyle bir dert yok. EF (Electronic Focus) sistemi zaten sıfırdan tasarlanmış ve bu gövdeler farklı bayonete ve register distance denilen sensör ile lens flanşı arası mesafeye sahip. Nikon'un 50 yıl önceki F mount bir lensini alıp DSLR'da kullanabiliyorsunuz, (1977 öncesi üretim olan non-Ai diye tabir edilen lensleri gövdede AF motoru olan Nikon'lara takayım demeyin zarar veriyor.) ama sistem aynı kalınca güncellemek için sürekli modifikasyonlar olmuş, bu da olasılıkları kısıtladığı gibi güncel ihtiyaçlara cevap verebilecek durumlar için lens fiyatlarını yükseltiyor.
Bir de IS, VR gibi titreşim engelleme meselesi var. Eğer lenste bu yoksa, titreşimin fotoğraftaki netliği bozmaması için enstanteneyi yükseltmeniz gerekiyor. Bu da az ışık toplanması ve yeterince pozlama yapılamaması gibi durumları beraberinde getiriyor. Bununla başa çıkmak için diyafram açılabilir, ama lensiniz kaliteli değilse zaten çok açamayacaksınız, bvazen durum icabı açmayacaksınız ki alan derinliği düşmesin, ya da ISO yükselteceksiniz, bu da görüntü kalitesinden çalıyor.
Titreşim engelleme sistemleri, 4 durağa kadar etkili bir şekilde titreşimi telafi ediyor. Elde çekim yapacaksanız mutlaka değerlendirmeniz gerekmekte. Bu ne demek, 18-55 kit lensinizin telesi ile çekim yapıyorsunuz, 5.6 diyafram kullanacaksınız, 3200 ISO'dan sonrası berbat görüntü veriyor diyelim kameranızın, ama pozometreye göre uygun pozlama için 1/15 enstantene kullanmanız gerekmekte. Nefesinizi de tutsanız dikkatli bir gözden kaçmayacak bulanıklık (eğer titreşim engelleme yoksa) fotoğrafta mutlaka belirecektir.
Titreşimin fotoğrafa yansımaması için diyelim ki 1/125 enstantene kullanmanız gerekli, ama bu değeri kullandığınız takdirde 3 durak daha az ışık gelecek, bu da 8 kat daha az ışık anlamına geliyor. Eğer ki titreşim engelleme kullanabilseydiniz, 1/15 ile sorunsuz bu çekimi yapabilecektiniz.
Nikon ve Canon titreşim engellemeyi lens ile sunuyor. Yani bu özelliğe sahip lens almazsanız faydalanamazsınız, bu da fiyatı arttıran bir mefhum.
Olympus ve Sony ise gövdede sensörü hareket ettirerek bunu sağlıyor. İsterseniz gidin merceklerden kendinize sabit netleme noktası ve odakta lens yapın, onunla bile titreşim engellemeye sahip olacaksınız.
Bu da işi şu noktaya getiriyor, 150 liraya Canon veya Nikon 50mm 1.8 portre lensi aldığınızı farzedelim. Titreşim engellemeniz yok. Kesme faktörü denilen APS-C (APS-C için 1.5x) sensörün Full Frame sensöre olan ebat farkından kaynaklanan durumu da göz önüne alırsak, 35mm full frame eşdeğeri 75mm olan odak uzaklığına en az 1/75 enstantene kullanmanız gerekli. Zayıf oda aydınlatması, dışarıda oturduğunuz bir mekan, sokak gibi ışığın az olduğu bir yerdeyseniz, ISO yükselterek kaliteyi düşüreceksiniz, ya da titreşimden fotoğraf hepten ziyan olacak.
Farzedelim ki Sony kameranız var, aynı fiyata bulacağınız spot bir lens ile hem AF, hem titreşim engellemeye sahip olacaksınız. ISO performansları da güzel, Sony'nin Nikon'a sensör sattığını ve Nikon'un ISO başarımında şu an piyasada liderliği elinde bulundurduğunu da hatırlatayım.
Baya bir konuya sıçradığım ve yazdığım için kafam da bayağı bir dağıldı. Meseleyi şimdilik şu sözle toplayayım ve kapatayım:
Fotoğrafçılıkla ciddi ilgileniyorsanız, en küçük masrafınız body olacak. Ama sonraki bütün tercihlerinizi ve satın almalarda maruz kalacağınız fiyat farklarının sebebi de body olacak.
Şimdilik 100 liralık Manfrotto gibi en azından kendiliğinden dağılmayacak veya ekipmanı devirmeyecek giriş seviyesi bir tripod ile D3100 gibi f/p bir makine alabilirsiniz.
İleride zevklerinize ve işinize göre satarsınız başka birşey alırsınız. Ama büyük satın almalara girmeden önce, body olarak değil, sistem olarak göz önüne alın....