Dslr Like Satın Alma Rehberi (Güncel)

  • Konuyu Cevapla
  • Paylaş:    
  • Bu konu için RSS beslemesi
  1. 1 yıl önce   #

    Herkese Selam
    Dslr Like Satınalma ile ilgili bir rehber oluşturabilimiyiz forumda ki konular arasında güncel modeller yok.
    Yalçın Bey talep dogrultusunda hazırlanabilir demişti ama epey br zamandır konu güncellenmemiş.
    Sony incelemeleri gibi diğer markalarla da videolu incelemeler yapılabilirse bence çok daha etkili bir rehber hazırlanmış olur.(Keza Sony nin Dsc-Hx1 model incelemesi mükemmel olmuş ama kıyaslıyabilecegımız başka bir model yok ) benim kafama takılan çok model var (panasonic FZ100,FZ45,Canon SX30 IS,G12,Fujifilm HS10,HS20,S200EXR,Pentax X70,X90 gibi...)
    ama bunların teknik incelemesi Yalçın Bey yada Murat Bey tarafından yapılırsa net bir bilgiye kavuşmuş olucaz gibi geliyor bana.(çünkü nette kafa karıştıran çok yazı var )
    Nacizane benim fikrim bu. Diğer arkadaşlarda fikirlerini paylaşırlarsa daha faydalı bir konu açmış oluruz diye düşünüyorum.

    Saygılarımla

  2. 1 yıl önce   #

    konu yanlışlıkla 2 kez açılmıştır (Kusura bakmayın).
    Admin arkadaşlar birini silebilirler.

  3. 1 yıl önce   #

    http://www.bascek.com/kategori/rehber/satin-alma-rehberleri/
    burada zaten satın alma rehberleri mevcut ve 2 ayda bir güncelleniyor saygılar

  4. 1 yıl önce   #

    DSLR için satınalma rehberi hazırlıyordum ben, DSLR-benzeri için yapmadım, açıkcası pek sevmediğim bir tür olduğu için hazırlamayı da düşünmedim hiç. DSLR satın alma rehberinin yenisini yakın zamanda yayınlayacağım.

  5. 1 yıl önce   #

    Dslr Like kavramını uyduranı odunla dövecen... sanki dslr performansı sergiliyor hap kadar sensörle... tamamen para tuzağı

  6. 1 yıl önce   #

    1/2.5 " sensör var ne yazık ki o cihazlarda.

    Bu şu anlama geliyor.

    Full Frame sensörün alanı:
    864mm²

    1/2.5 " sensörün ise:
    24.7mm²

    Yani 31.2 katı daha küçük bir sensöre sahip alan bakımından.

    Bu kameraların Full-Frame D700 gibi pro ve güncel kameralardan daha fazla megapiksele sahip olduğunu söylersek, kalitenin 40 kat düşük olacağını da söylemek pek abes olmaz.

    Düşük ışık performanslarından veya yüksek ISO performanslarıdan bahsetmiyorum bile.

    Ayrıca CCD sensör bunlar, DSLR'lar ise CMOS, bazı DSLR'lar hariç tabi. Bu da ISO performansını etkiliyor, başka dezavantajları da var.

    Ayrıca, fotoğraf filmi her açıdan ışık alabilirken, sensörler sınırlı açıdan alabiliyor. Yani aslında her pikselin kafasında mikro-lens denen mercekler var. O yüzden çok piksel sıkıştırmak kaliteyi düşürmek anlamına geliyor, eğer dezavantajı aşacak bir teknoloji kullanılmadıysa.

    Sensörün bu açıdan kalitesizliği de purple fringing denilen mor saçaklanmalarına sebep olmakta.

    Yani bir sıralamaya başlasak dezavanajları bitmiyor ne yazık ki. Alınacaksa bile 10 zoomlu, 1/1.6" sensörlülerden yukarı çıkmamak lazım, ya da 1/1.6" 'lık 3-5x zoomlu premium compact alınabilir, LX5 gibi. (/ işaretine dikat, sağ taraftaki rakamın büyümesi sensörün küçüldüğü anlamına geliyor.)

  7. 1 yıl önce   #

    Mesajıma cevap yazdıgınız için oncelikle teşekkür ederim.

    Yalnız anladıgım kadarıyla yorum yapan herkes Dslr benzeri makinaların dezavantajlarından özellikle küçük lenslerinden bahsetmiş.Haklıdırlar ama fotoğrafçılıga yenı yeni merak duyan biri içinde bu dönemi böyle bir geçiş makinası ile atlatmak daha mantıklı değilmi? Keza compakt makinalarla ilgili yine bu sitede hazırlanmış ciddi incelemer de mevcut.(Murat bey ve Yalçın Bey in hazırladıkları incelemelerden bahsediyorum).
    Eger bu işi profesyonel olarak yapan arkadaşlarımızın da genel görüşü bu tip makinaları para tuzagı olarak görmekse o zaman onların da görüşlerine saygı duyuyorum ve makina alma konusunu tekrar gözden geçirmeliyim diye düşünüyorum.

    Ancak Dslr benzeri makinaların sensörleri zaten Dslr bir makinayla asla kıyaslanabilecek düzeyde olmuyor. Benim anlamaya çalıştıgım burada optimum bir deger belirleyebilirmiyiz.Yada bunlara para harcıyacagına koy ustune biraz daha giriş seviyesi bir DSLR al demek daha mı mantıklı.

    Birde merak ettiğim bir diğer konuda Dslr yada Dslr benzeri makinaları kendi içlerinde degerlendirdiğimizde anladığım kadarıyla aynı sensör boyutlarına ama farklı MP degerleri sahip iki makinadan MP degeri küçük olanın görüntü kalıtesi daha iyi oluyor.(mp/cm2 ne kadar küçük olursa okada iyi).Peki bu durumda MP degeri yüksek olan makinayı çekim esnasında MP değerini düşürerek aynı görüntü kalitesini elde edemez miyiz?.Benzer durumu sensör boyutlarındaki farklılıkta da yaparak aynı kaliteyi elde edebiliyomuz.

    Örnek olarak 1/1.6" lık 10 MP bir makina 16 mp/cm2 lik görüntü kalitesine sahipken 1/2.3" 14 MP lik bir makina 32 mp/cm2 lik bir görüntü kalitesine sahip oluyor.Burada 2.makinanın MP degerine çekim esnasında 7MP e düşürürsek 16mp/cm2 lik degeri elde etmiş oluyoruz.
    Kısaca aynı degerı sagladıgımızda 2 makinanında görüntü kalitesine aynı mı oluyor?.Eger aynı oluyorsa yüksek MP deki dezavantaj ortadan kalkmış mı oluyor?kalkmıyorsa niye firmalar ısrarla makinalara daha yüksek MP degerleri koymaya çalışıyor?

  8. 1 yıl önce   #

    Şöyle düşünelim:
    1/2.5" Ultra-zoom bir DSLR-like aldınız. Bridge makine diyelim daha doğrusu. 14 MP. Aynı MP yoğunluğuna sahip bir full frame kameranın 436MP olması gerekiyor.

    DSLR makineler her pikselin tek tek hakkını verirken, kompaklar ve bridgeler MP şişirerek müşteri aldatma peşinde. Ben bu şekilde görüyorum. Yoksa yüzeysel olarak alışveriş yapacak kişileri cezbedemezler.

    Yüzeysel alışveriş yapacaklar neye bakar peki:
    Kaç MP?
    Kaç zoom var?

    Sorun şu, ultra zoom aralığı koymak için (öyle bir zoom koyuyorlar ki 24-800mm bir lense tekabül ediyor) ve bunu küçük bir gövdeye sığdırmak için minik bir sensör kullanmak zorunda kalıyorlar. Crop faktör denilen kesme daha doğrusu çarpma faktörünü büyütmek için sensörü küçültmek gerekiyor. Yani sensör ne kadar küçülürse, o çarpan o kadar büyür ve zoom aralığını da o kadar büyütür.

    O sensörden de pek bir çözünürlük çıkmayacağı için kalitesiz yöntemlere sapıyorlar, MP şişiriyorlar. Her pikselin kendi merceği vardır ve bu kadar sıkıştırma ile nasıl bir kalitesizlik ortaya çıkmak zorunda varın siz düşünün.

    Gündüz çekiminde sorun yok görünebilir ama oda aydınlatması, akşam gibi durumlarda sıkıntı ortaya çkar, ne kadar lensin telesine kaçmasanız ve titreşim engelleme özellikleri olsa da.

    DPreview'den DSLR kameralar ile kompak ve bridgelerin örnek fotoğraflarını indirip yüzde yüz boyutunda izleyin, anlarsınız. (Irfanview ile bakabilirsiniz, pek çok RAW'ı da açar. CTRL+H %100 boyut kısayolu.)

    Kompak makine almayı anlarım, taşıma ihtiyacıdır, varsın küçük sensör olsun, zaruri.

    Bridge makine alacaksanız da ultrazoom ve çok yüksek megapiksel olması yaşayacağınız hayal kırıklığının önüne geçmez. Çöpe para atmaktansa, ikinci el kit lensli 400D-450D bulursunuz bridge fiyatına, fotoğrafçılığı öğrenirsiniz.

  9. 1 yıl önce   #

    Sensör boyutu ve MP degeri ile ilgili yaptıgınız yorumla bu kavramlar kafama tam olarak oturdu diyebilirim. Ancak bu durum da benim makina tercihimi degiştirme me sebep oldu :)

    Forumda okudugum ve Sizin de bahsettiğiniz konulardan dolayı zoom olayına ve MP degerine takılmamaya ve en azından giriş seviyesi bir DSLR makina almaya karar verdim.

    Fakat dediğiniz gibi 2.el bir makina almaktantansa şu an 1 hafta süre ile Amerika dan getirme şansım olabilir.Bu durumda bana hangi giriş seviyesi makinayı tavsiye edersiniz.

    Gerçi Yalçın bey bi DSLr satın alma rehberi hazırladığını söylemiş ama nezaman hazır olur bilemediğim için forum kullanıcılarının da yorumlarını dikkate almak istiyorum.

    Tabi makinayı DSLR olarak seçince işin içine bu defa farklı kavramlar giriyor sensör boyutu her halükarda bridge makinanın çok üstünde olacağından artık öyle bir sorunum kalmayacak böylece resim kalitesi konusunda da beni fazlasıyla tatmin edecek degerlere ulaşabilecegım ortada.
    Burada da kafama takılan bazı sorular var tabi ilk önce bazı makinaların gövdelerinde AF motoru bulundurmadıklarını bunu satın alınan lenslerle çzödüklerini okudum tabi haliye bu durmda lens maliyetinin AF motorlu makinalara göre daha fazla olmasına sebep olmaktaymış.Bu doğrumu ? ve bu ilerde beni nekadar külfete sokar.
    2.si ben giriş seviyeside olsa video çekm özelliğinin stero bir sesle sağlanmasını istiyorum bu çogu compakt makinada bile böyle.
    3.Pahalı sayılabilecek düzeyde olan bir çok DSLR da bile ISO seviyesi 200 den başlatılmış bunu pek anlıyamadım Bridge lerin bile ISO 80 den başlayan modelleri var.Bu seçim için öenmli bir kritermi.
    4.Türkçe menü gibi bir özellik sanırım olmazsa olmaz degildir diye düşünüyorum menülerin İngilizce olması seçim için bir kriter olmalı mı?
    5.Kit lensi 18-105 mm gibi bir degermi yoksa çogu makinada standart olan 18-55mm gibi bir deger mi seçerek başlamalıyım zoom ihtiyacımı ilerde 55-200mm gibi bir lensle çözmek çok mu maliyetli olcaktır?
    6.ve son olarak Nikon D3100,D5000 Canon Eos 500D,550D gibi modeller çok önerilen makinalr olmuş bunlar için yorum ve Sony gibi farklı markalarında DSLR modelleri bir alternatif oluşturabilirmi merak ettim.
    Yine çok soru sormuş olabilirm ama nekadar çok soru ve cevap okadar çok temiz bilgi benim için.
    Şimdiden teşekkür ederim,
    Saygılarımla.

  10. 1 yıl önce   #

    Stereo ses dediniz mi fiyat biraz yükselebilir, harici mikrofon takma gibi özellikleri ekleyin, daha da artar. Daha çok video çekecekseniz Sony'nin A55 gibi hareketsiz aynalı modellerini tavsiye edebilirim.

    Lensten gelen ışık DSLR kameralarda ayna ile tepedeki prizma veya (ucuz olan giriş seviyelerinde karanlık bir görüntü veren) ikinci bir aynaya, oradan da vizöre yansıtılır. Çekim yapılırken ayna kalkar, vizör kararır, ışık sadece sensöre düşer. Saniyenin 8000'de birinden başlayıp bazen 100'de birinden aşağı düşen enstantene yüzünden bunu farketmenize gerek kalmayacak sürede tekrar vizör aydınlıktır.

    Fotoğraf çekecekseniz sorun yok, ama mesele video ise sorun burada başlıyor. Çünkü DSLR makinelerin otomatik netleme (AutoFocus-AF) mekanizmaları AF için özel TTL phase detection yöntemi ile başka bir sensöre dayalı çalışıyor.

    Video çekerken sadece ana sensöre ışık gidebildiğinden, bu AF mekanizması (TTL Phase Detection) devre dışı kalıyor, makine onun yerine ana sensörden gelen görüntüyü işleyip öyle netleme (Contrast Detection) yapmaya çalışıyor. Örnek karşılaştırmaları youtube'da mevcut. a55 AF test, comparison gibi aratırsanız görebilirsiniz.

    Fark ne peki: TTL Phase Detection daha hızlı ve isabetli ve zayıf ışıkta çalışabiliyor ama aynısını diğeri için söylemek mümkün değil.

    Yani ne demeye getiriyorum:
    Işığın yeterli olduğu, kameranın veya objenin çok yer değiştirmediği ortamlarda DSLR'lar video için güzel. DSLT kameralar yeni olsalar da, video birinci önceliği olan birisinin mutlaka değerlendirmesi gerekli.

    Lens seçme konusuna gelirsek, Nikon'daki bu cinslik Nikon'u bırakma sebeplerimden birisidir. Video çekiyor olsaydım, dert etmezdim. Çünkü lensin içinde AF motoru olmalı ve sessiz bir AF motoru olmalı, yoksa videoda bu sesler de çıkacak. Ben hobi olarak uğraşıyorum ve para kazanmadığım gibi giriş seviyesinde ve bütçesini sınırlı tutarak öğrenmeye çalışıyorum. (Şu sınırlı haliyle yurt dışı fiyatına göre pro body parası harcamış oldum gerçi makine ve ekipmanına)

    Nikon'un giriş seviyesi modellerinde gövdede AF motoru yok. Yani lense flanştan mekanik temasla (küçük bir tornavida ağzına benzer civatalama ucuyla) lens içindeki mercekleri hareket ettirerek netleme yapamıyor. Lensin kendi içinde motor yoksa, AF de yok.

    Misal, Nikkor AF 50mm F/1.8 gibi diyaframı çok açabilen, hızlı (çok ışık alan) bir porte lensini Türkiye'de garantili 250 liraya bulabilirsiniz. Spot 150 liraya düşebiliyor. Ama AF-S değil, yani giriş seviyesi Nikon'lar bununla AF yapamaz. Ancak D80-D90-D7000 gibi orta seviye veya üstü profesyönel bir makine olacak (Ki D90 spot body 1500 liradır, lens bile yok yani ve segmentinde D7000'den önceki 2008 model bir kameradır.) öyle AF yapabilsin.

    Şimdi giriş seviyesindeki kişinin APS-C sensörlü DX format kullanacağını farzedersek, onun için geliştirilmiş 35mm F/1.8 AF-S lens var, fiyatı 250 dolar, Türkiye'de 500 lira civarına alırsınız.

    Demeye getirdiğim şu, giriş seviyesi Nikon alacaksanız, 18-55, 55-200 gibi lensler haricinde pek birşey ummayın. Aksi takdirde (Video birinci önceliğiniz değilse) lensler pahalı olduğu için gidip orta seviye kamera almak zorunda kalacaksınız ki makul fiyatlı güzel AF lensler kullanabilin. Ya da lense vereceğiniz para body parası tutacak, belki de üçüncü parti üreticilerin kalitesiz lenslerini almak zorunda kalacaksınız. Pro makinaların 2-3 katı fiyatı olan lensler var, onları normal karşılıyorum, ama şunu anlayın, body kadar para yatıracağınız o lensler o kadar da ahım şahım değil.

    Ama Nikon alacağım diyorsanız, şu an Nikon D3100 fiyat performans canavarı bir makine. Lens meselesi de olmasa....

    Canon'a gelirsek, öyle bir dert yok. EF (Electronic Focus) sistemi zaten sıfırdan tasarlanmış ve bu gövdeler farklı bayonete ve register distance denilen sensör ile lens flanşı arası mesafeye sahip. Nikon'un 50 yıl önceki F mount bir lensini alıp DSLR'da kullanabiliyorsunuz, (1977 öncesi üretim olan non-Ai diye tabir edilen lensleri gövdede AF motoru olan Nikon'lara takayım demeyin zarar veriyor.) ama sistem aynı kalınca güncellemek için sürekli modifikasyonlar olmuş, bu da olasılıkları kısıtladığı gibi güncel ihtiyaçlara cevap verebilecek durumlar için lens fiyatlarını yükseltiyor.

    Bir de IS, VR gibi titreşim engelleme meselesi var. Eğer lenste bu yoksa, titreşimin fotoğraftaki netliği bozmaması için enstanteneyi yükseltmeniz gerekiyor. Bu da az ışık toplanması ve yeterince pozlama yapılamaması gibi durumları beraberinde getiriyor. Bununla başa çıkmak için diyafram açılabilir, ama lensiniz kaliteli değilse zaten çok açamayacaksınız, bvazen durum icabı açmayacaksınız ki alan derinliği düşmesin, ya da ISO yükselteceksiniz, bu da görüntü kalitesinden çalıyor.

    Titreşim engelleme sistemleri, 4 durağa kadar etkili bir şekilde titreşimi telafi ediyor. Elde çekim yapacaksanız mutlaka değerlendirmeniz gerekmekte. Bu ne demek, 18-55 kit lensinizin telesi ile çekim yapıyorsunuz, 5.6 diyafram kullanacaksınız, 3200 ISO'dan sonrası berbat görüntü veriyor diyelim kameranızın, ama pozometreye göre uygun pozlama için 1/15 enstantene kullanmanız gerekmekte. Nefesinizi de tutsanız dikkatli bir gözden kaçmayacak bulanıklık (eğer titreşim engelleme yoksa) fotoğrafta mutlaka belirecektir.

    Titreşimin fotoğrafa yansımaması için diyelim ki 1/125 enstantene kullanmanız gerekli, ama bu değeri kullandığınız takdirde 3 durak daha az ışık gelecek, bu da 8 kat daha az ışık anlamına geliyor. Eğer ki titreşim engelleme kullanabilseydiniz, 1/15 ile sorunsuz bu çekimi yapabilecektiniz.

    Nikon ve Canon titreşim engellemeyi lens ile sunuyor. Yani bu özelliğe sahip lens almazsanız faydalanamazsınız, bu da fiyatı arttıran bir mefhum.

    Olympus ve Sony ise gövdede sensörü hareket ettirerek bunu sağlıyor. İsterseniz gidin merceklerden kendinize sabit netleme noktası ve odakta lens yapın, onunla bile titreşim engellemeye sahip olacaksınız.

    Bu da işi şu noktaya getiriyor, 150 liraya Canon veya Nikon 50mm 1.8 portre lensi aldığınızı farzedelim. Titreşim engellemeniz yok. Kesme faktörü denilen APS-C (APS-C için 1.5x) sensörün Full Frame sensöre olan ebat farkından kaynaklanan durumu da göz önüne alırsak, 35mm full frame eşdeğeri 75mm olan odak uzaklığına en az 1/75 enstantene kullanmanız gerekli. Zayıf oda aydınlatması, dışarıda oturduğunuz bir mekan, sokak gibi ışığın az olduğu bir yerdeyseniz, ISO yükselterek kaliteyi düşüreceksiniz, ya da titreşimden fotoğraf hepten ziyan olacak.

    Farzedelim ki Sony kameranız var, aynı fiyata bulacağınız spot bir lens ile hem AF, hem titreşim engellemeye sahip olacaksınız. ISO performansları da güzel, Sony'nin Nikon'a sensör sattığını ve Nikon'un ISO başarımında şu an piyasada liderliği elinde bulundurduğunu da hatırlatayım.

    Baya bir konuya sıçradığım ve yazdığım için kafam da bayağı bir dağıldı. Meseleyi şimdilik şu sözle toplayayım ve kapatayım:

    Fotoğrafçılıkla ciddi ilgileniyorsanız, en küçük masrafınız body olacak. Ama sonraki bütün tercihlerinizi ve satın almalarda maruz kalacağınız fiyat farklarının sebebi de body olacak.

    Şimdilik 100 liralık Manfrotto gibi en azından kendiliğinden dağılmayacak veya ekipmanı devirmeyecek giriş seviyesi bir tripod ile D3100 gibi f/p bir makine alabilirsiniz.

    İleride zevklerinize ve işinize göre satarsınız başka birşey alırsınız. Ama büyük satın almalara girmeden önce, body olarak değil, sistem olarak göz önüne alın....

  11. 1 yıl önce   #

    Bir de Bridge-/DSLR-like, ya da daha doğrusu küçük sensörlü kompak, kesme faktörü çok yüksek makinelerde alan derinliği ile ilgili bir mesele var.

    Lens değeri verilirken 35mm eşdeğerinden bahsedilir. Diyelim ki LX5.

    5.1 / 19.2 odak aralığı verilmiş. Bunun 35mm eşdeğeri ise 24-90mm oluyor.

    Kadrajdaki nesnenin büyüklük oranı hakikaten eşdeğeri kadar olsa da, alan derinliği 5.1 / 19.2 aralığında kalıyor.

    Yani alan derinliği, 35mm eşdeğerine göre değişmiyor. Etkilenen iki şey var, odak uzaklığı ve diyafram.

    Bu yüzden kompak makineler aynı büyütme oranında daha çok net alan sunuyor.

    Porte çekimi gibi arka planı soyutlamak/öldürmek (flu göstermek) istediğiniz durumlarda pek işinize yaramıyor bu durum.

    Sattığım LX5'i bu bakımdan özlüyorum. F/2.0 diyaframına rağmen alan derinliği sıkıntı vermediği için ince netleme çok büyük problem olmuyordu ve iyi ışık alıyordu, 800 ISO'ya kadar da kullanılabilir fotoğraflar çıkarıyordu. Aynı alan derinliği için diyaframı kısıp pozlama süresini uzatmak gerekiyor, elde çekimi zorlaştırdığı gibi diyaframın çok kısılması da keskinliği azaltıyor.

    Bunun gibi premium compact tabir edilen sınıf da aslında bir fotoğrafçının elinde bulundurması gereken makine. Hem cep boy, hem kendisine has optik özellikleri var, fotoğrafları da kendi çapına göre güzel.

    Ekli Dosyalar:

    1. lx5k_slant_popup.jpg (118.8 KB, 1 downloads) 1 yıl old
  12. 1 yıl önce   #

    Öncelikle bilginin en kıymetli hazine olduğuna inanan biri olarak bana zaman ayırıp bu kadar detaylı bir bilgi kaynağına ulaşmama yardımcı olduğunuz için size çok teşekkür ederim.

    Esasen Nikon ya da Canon modellerinden birine karar vermeyi düşünürken sizin önerdiğiniz sony A55 modelini inceleyince çok daha iyi bir altenatif olabileceğine kanaat getirdim.

    Anlaşılan Yalçın Bey'in Satınalma Rehberine yetişemeden makinayı almam gerekecek ondan da bi tavsiye alabilsedyim benim için çok faydalı olurdu aslında.(Belki bu mesaja bi cevap yazar :))

    Yalnız bu konularla ilgilenmeye başlayalı daha 15 gün olduğu için, tam compakt,Bridge ve Dslr kavramlarını oturtmaya başlamıştım ki şimdi birde DSLT çıktı başıma :)).
    Anlamaya çalıştığım kadarıyla DSLT nin de DSLr dan işleyiş olarak çok ta bir farkı yok gibi duruyor (sensör boyutları,lens seçenekleri vs.gibi özelliklere bakınca)

    Ama tabi bariz bir farkı var ise de bilmek isterim. Küçük nüanslarla sınırlı ise benim gibi yeni başlıyan biri için problem olmayacağını düşünüyorum.

    Bu durum da siz olsanız 1000$ gibi bir bütçeyle Amerikadan getirme olanagınızda olsa hangi makinayı alırdınız.(ileride yapılabilecek lens harcamalarını da düşünerek tabi).
    Benim Amazon.com dan incelediğim kadarıyla

    1) Sony A 55 18-55mm kit lens ile 850 $
    2) Canon Eos 60D Body 890 $ + 18-135mm lens ile 1140$
    3) Canon Eos 600D 18-55mm kit lens ile 900 $
    4) Nikon D3100 18-55mm kit lens ile 500 $
    5) Nikon D5000 18-55mm kit lens ile 629 $

    Not:Canon Eos 600D her nekadar Amazon.com da fiyatı belli olsada Mart başı gibi satışa çıkacakmış.Muhtemelen buna yetişemeyebilirim ,çünkü alımı yapacak olan arkadaşım önümüzdeki hafta sonu dönüyo...

    Tekrar zaman ayırır cevap yazarsanız çok mutlu olurum.

    Saygılarımla.

  13. 1 yıl önce   #

    DSLR makinelerde vizorden gordugunuz, optik yontemlerle ulastirilmis gercek goruntudur ama DSLT makinelerde vizorde gordugunuz sey (her ne kadar cok da basarili olsa)elektronik ortamda uretilmistir. Ben buna micro live view diyorum :)
    Avantaji, ayna hareket etmedigi icin makine sessiz ve hizli calisir.
    DSLR / DSLT mukayesesini biraz da Beta / VHS video formatlarindaki rekabete benzetmek lazim. Piyasa talepleri (kullanici tepkileri) diger ureticileri de bu segmentte uretim yapmaya zorlarsa ne ala, yok Sony bu alanda tek uretici olarak kalirsa ileride DSLT'leri zor gunler bekliyor demektir.
    1000 usd butceniz olduguna gore neden Sony A580 dusunmuyorsunuz? Said Bey Sony'lerin titresim engelleme sistemini ve oto focus motorunu body uzerinde barindirdigini ayrica Nikon'a sensor tedarik ettigini soyleyerek adresi net olarak vermis (daha sonra Nikon D3100 onermis ama fiyat/performans hesabi geregi) ben de modeli onereyim bari.. :-))

  14. 1 yıl önce   #

    http://www.adorama.com/ISODSLRA580.html
    http://www.adorama.com/ISO3518DT.html

    Amerikadan getirtme imkaniniz olduguna gore nacizane benim onerim Sony A580 body ve yaninda Sony 35mm F/1,8 prime lens almaniz.
    Sanirim forumdaki arkadaslarin tamamina yakini kit lenslerle satilan "paket" makineler yerine paranizi body + duzgun bir lens icin harcamaniz konusunda benimle hemfikirdir.

    Full frame body'ler icin 50mm, x1,5/x1,6 crop faktorlu sensor kullanan makineler icin 35mm focal uzunluklu prime lensler "normal" lens olarak tabir edilir. Yani fotografladiginiz obje insan gozunun gordugu sekilde yansir kadrajiniza. Bu nedenle Amerikan polis teskilatinin (belki diger baska ulkelerin de) olay yeri inceleme ekipleri sadece 50mm objektif kullanirlar delilleri fotograflarken. Fotografciliga (yani SLR dunyasina) zoom ozellikli bir lens yerine sabit fokal'li bir prime lens ile baslamak pek cok temel konuyu anlamaniza yardimci olacaktir diye dusunuyorum. Ben boyle dusunuyorum da acaba ustadlar ne dusunuyor? Yorumlari ben de merakla bekliyorum..

  15. 1 yıl önce   #

    Arkadaşlar, öncelikle vermiş olduğunuz bu çok önemli bilgiler için hepinize teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla like makinelerden haklı olarak nefret ediyorsunuz. Fakat ben bir like almak niyetindeyim. (Aslında benim NikonD3100'üm var, eşim için bakıyorum ve o like istiyor) Dolunayın foto/videosunu çekelim diye "Canon PowerShot SX30 IS" almayı düşünüyorduk ama son günlerde firmalar 2011 ürünlerini açıklamaya başlayınca açıkçası kararımızı yeniden gözden geçirmeye başladık. (Hakkında yeterli bilgiye sahip olamasamda "Nikon coolpix p500"'ü özellikle mercek altına aldım.) Biliyorum bu konuda yardımcı olmaya çok iştahlı arkadaşlar yok ama "Dslr Like Satın Alma Rehberi (Güncel)" konu başlığı hatrına son çıkan ürünleride hesaba katarak bir tavsiyede bulunabilirseniz çok memnum olurum. Teşekkürler, saygılar..

  16. 1 yıl önce   #

    @mimarhan

    Video ve videoda seri bir şekilde netleme ve hız birinci önceliğinizse Sony A55 alın. Saniyede 10 FPS fotoğraf da çekiyor. Elektronik vizörü (EVF) 1.1 MP'lik bir görüntü vermekte. Giriş seviyesi DSLR'ların arkasındaki LCD ekranın bile 230k sunduğunu düşünürsek, ufacık ekran için bu yüksek çözünürlük optik bakacın yerini mükemmel olmasa da doldurur. Ayrıca EVF olması ve kaynağını direk tek olan ana görüntü sensöründen alması hasebiyle %100 görüş alanı sağlıyor. Büyük pentaprizma kullanılan pro makineler hariç %100 zaten göremezsiniz. O makinalarda da entegre flash ünitesi yoktur, zira o üst kafanın altında kocaman bir prizma vardır, boş değildir.

    Fiyatlara bakarsak paket olarak alacağınız 18-135 lensli Canon 60D güzel görünüyor, bu aralık muhtemelen çok sık kullanacağınız ve başka lense ihtiyaç duymayacağınız bir aralık. Güzel de video çekmekte, iyi bir makine. Belki 50 1.8 lens alırsınız sonra 150 liraya, bu ikili ile iyi vakit geçirirsiniz.

    Sony güzel ama kit lensden farklı lens önerirdim, o da sizi masrafa sokar. Video ve hız birinci önceliğiniz ise a55'i ciddi değerlendirin, body alıp uygun fiyatta sessiz af motorlu bir lens düşünülebilir. Zoom boyunca 2.8 sunamasa da 2.8-4.5 gibi diyafram sunabilen lensler işinizi görür.

    Bir dezavantajı var o sistemin (bakacı dezavantaj saymıyorum, evet zorlandığı noktalar olabilir, evet makine kapalıyken de optik bakaç çalışır DSLR'larda ama bu çalışmaz... şu da var ki, bazı şeyleri elde ederken, başkalarından vazgeçmek zorunda kalıyoruz...) o da 1/3 duraklık pozlama kaybı. Lense UV filtre takmışsınız gibi ışık kaybı yaşayacak. Çünkü o ışık sensöre gidemeyip kısmi yansıma ile sabit aynadan AF motoruna gidiyor. Bu aynayı bildiğim kadarıyla sadece sensöre toz temizliği yaparken kaldırabiliyorsunuz.

    Şu da var, her takılan lens titreşim engelleme sağlıyor, hem video hem fotoğraf için önemlidir bu. Keskin ve güzel lenslerin titreşim engellemesi olmayabilir mesela, farklı makine markaları için konuşursak.

    Yüksek ISO başarımı da güzel Sony'nin. Yani ihmal edilebilir bir kayıp, telafisi olur, kaliteli bir lens ile desteklenirse hissetmezsiniz bile. 10 FPS yüksek bir değer. Canon'un en son çıkan APS-H sensörlü (APS-C'den sonra Full Frame'e en yakın büyüklükte) profesyönel makinası 1D Mark IV bile 10 FPS çekim yapabiliyor. Nikon'un mevcut en iyi pro gövdesi de 7 FPS yapıyor.

    Kalkıp inen bir ayna olmadığı için böyle ucuz bir cihazda böyle bir hız sunulabiliyor. Ayrıca AF sensörleri pozlama sırasında bile sürekli ışık aldığı için AF mekanizması sürekli faal halde. (DSLR'larda ayna her kare için her kalkışında AF sensörüne giden ışığı keser, video çekerken sürekli keser.)

    Yani hareket takip edecekseniz, Sony A55 alın. Beta / VHS kaset karşılaştırması şu bakımdan pek uygun düşmüyor. İkisi farklı formatlar, birinin cihazını diğerinde kullanamazsınız. Ama sabit ayna hariç DLSR'lar ile aynı bu cihaz, bir de optik bakaç yok. Lenslerinizi body güncellerken hâlâ kullanabilirsiniz. Zaten lensler body'den daha önemli ve kalıcıdır, body her sene değiştirilebilir. Ama lens koleksiyonu öyle değil. Sony lenslerinizi başka Sony makinanızda da kullanırsınız. (APS-C için üretilmiş lensler Full Frame için yeterli alanı sensöre düşüremezler, bu durum hariç.) Sigma'nın bazı lensleri de SLT makinalarda lens error veriyor diye Sigma ücretsiz değiştirme ve düzeltme yapıyordu lenslere. Yani lensin SLT uyumlu olması da önemli. Sonyciler için önemli olan Dyxum.com'daki lens arşivinden SLT Compatible olup olmadığı görülebilir.

    @murky

    Türkiye'de Sony lensleri pek satılmıyor ne yazık ki. Satanlar da uçuk kaçık fiyatlara satıyor, spot piyasası ne kadar var bilmiyorum ama sahibinden.com'da yaptığım incelemeler pek iç açıcı gelmedi. Ama icabında yurtdışından getirtmek (ebay aracılığıyla gibi, en fazla gümrük ödersiniz) göz korkutmamalı.

    Sabit odaklı en az bir lens bence de gerekli, çünkü az optik eleman barındırdıkları için çok keskinler. Uygun fiyata da çok hızlı lens sunuyorlar, çok açık diyafram sunuyorlar. Ama yeni başlayan birine bu kadar kısa sürede bu kadar çok masraf çıkarmak ne kadar doğru sadece ona tereddüt ediyorum. Sadece ilgilenilmesi durumda henüz ufukta görülmeyen masrafların çıkabileceğini bildirmek istiyorum yeni bir gövde, daha doğrusu sistem seçeceklere, bu yüzden önemli iyice düşünmek. Ben şu an Sony için keskinliği çok övülen 50mm F/2.8 Macro lens arıyorum, ya da ekonomik bir Minolta. (Neticede Sony Minolta'yı aldığından eski ürünün biraz güncellenmiş ve yeniden markalanmış hâli.)

    @hadessa;

    Kendim için konuşayım, sadece dolunay çekmek için fotoğraf makinası alacak kadar çok ilgi hissediyor olsam, ucuz bir DSLR ile sabit odaklı mirror/reflex lenslerden alırdım. 500m gibi odak sağlayan mirror lensleri 100$'a bulmak mümkün ebay açık arttırmalarda.

    Bu lenslerde mercek düzeneği yerine eğri birbirine zıt eğri aynalardan yansıyan ışık kullanılarak uzaklar yakına getiriliyor. Teleskop kullanımında daha çok tercih edilen bir tasarım. Kötü bokeh (yani netleme/focus dışı kalan alanın kalitesizliği) nedeniyle pek sevilmeseler de ucuz fiyata çok büyütme sağlıyorlar, F/8 sabit diyafram ve sabit odak uzaklığı ile.

    Neticede bu iş teleskoba daha çok uyuyor. Hem emin olun 1000 liradan fazla vereceğiniz bridge kameralardan iyi görüntü çekecektir.

    Çok küçük gövdeye, herşeyi sığdırmaya çalıştıkları için, hiçbirşey mükemmel olmuyor. Nasıl bir insan aynı zamanda hem çok iyi doktor, hem çok iyi mühendis, hem çok iyi mütercim, hem çok iyi filozof olamıyor, hepsinden yarım yarım oluyor, tadımlık kalıyor, bu makineler de öyle olacak. Tercih meselesi... Kalitesizlerinden almayın bari derdim ama onlar da zaten giriş seviyesi DSLR fiyatını geçiyor.

    Bence adaptörüyle beraber reflex mirror ve 4 kg kapasiteli bir tripod alın, eşiniz mevcut makinenizi kullansın. 300 liraya bu işin içinden çıkarsınız.

    DSLR-like makineleri yakından takip etmediğim için ne yazık ki tavsiye veremeyeceğim. Kompak kadar küçük de değiller, ucuz da değiller, tercih edilmeleri için pek sebep göremiyorum. Bunları almaktansa premium kompak (üst seviye kopmak cihazlar) makinalardan almak cidden daha iyi.

  17. 1 yıl önce   #

    said bey, sony 50mm f/2,8 macro ile asagi yukari ayni fiyat araliginda tamron 60mm f/2 macro secenegi de var. benden hatirlatmasi :))

  18. 1 yıl önce   #

    Sıfır almak gerekecek biraz pahalı bir lens. Carl Zeiss Vario Sonnar T* düşünebilirim bunu alana kadar. Ne kadar ciddi ve daha çok uğraşacağımı henüz bilmediğim için ölü yatırım olmasın diye girişmiyorum :)

  19. 1 yıl önce   #

    Said Bey selamlar
    Öneriniz doğrultusunda Canon 60D yi almaya karar verdim.Ancak üzerindeki 18-135mm f/3.5-5.6 IS lens kafama takıldı esasen bu tip makinalarla beraber sunulan kit lenslerin diyafram degerlerinin neden 3.5 dan başladıgına bi anlam veremedim.

    Bridge makinalarda bile 2.8 den hatta 2.0 dan başlayan diyafram degerleri varken profesyonel makinaların lensleri için sunulan bu diyafram degerı ışık alma problemıne sebep olmayacakmı?

    Gerçi siz 50mm f/1.8 lensi anladıgım kadarıyla bu nedenle öneriyorsunuz ama ben kit lenste de en azından 2.8 den başlaması çok iyi olurdu diye düşünüyorum.

    Bu konuda kafamdaki diğer soruda Canon makinalarda titreşim engelleme sistemi (IS) lenslerde sunuluyor.Peki tavsiye ettiğiniz 50mm f/1.8 lenste IS yazmıyo bu titreşim engelleme sisitemine sahip değilmi demek?Eger oyleyse bu amator kullanıcı için sıkıntı yaratmazmı.(Gerçi f/1.8 degerinden sonra yazan (II )belkide o anlama geliyodur ben bilmiyo olabilirim.)

    Sonuç olarak sizin le yaptıgımız yazışmaların neticesinde Bridge bir model almayı düşünürken D60 gibi bir modele dönmüş oldum ve inşallah iyi bir başlangıç yapmış olurum.Açıkçası ben makina almayı biraz daha uzatırsam bu maceraya başlamadan sıkılıcam gibi geliyo o nedenle D60 için karar verilmiştir.

    Saygılarımla

    Erhan Toker

  20. 1 yıl önce   #

    Üzerinde 3.5-5.6 yazması sorun değil. Önemli olan lensin ürettiği sonuç Yani bir tarafından geçen ışık, ne derecede beklenen ve hesaplanan ölçülerde kırılarak geçiyor, dağılarak keskinliği yoketmiyor veya farklı tayflara bölünerek chromatic aberration gibi sonuçlar ortaya çıkarmıyor.

    Evet diyafram önemli, ama 1.8 lenslerin istenme sebebi, ışık performansı kadar alan derinliği. Alan derinliği az olduğu takdirde netleme yaptığınız nesne/kişi arka plandan soyutlanacak, kendisi öne çıkacaktır. Zaten 1.8 baya hızlı olduğu için titreşim engelleme sistemine muhtaç kalmazsınız ışığın çok kıt olduğu yerde çekim yapmazsanız.

    Ayrıca zoom lenslerde, yani odak uzaklığı değişen lenslerde görebileceğiniz en açık diyafram 2.8 dir, 2.8'den aşağı düşmez. 2.5 gibi antikalar da vardır elbette ama 2.8 tasarlanıyor. Zaten bu lensler pahalı satılıyor, kamera kadar ona para ödemeniz gerekir.

    50mm 1.8 sabit odaklı prime lenstir. Az mercek olduğu için istenmeyen kırılma daha az, keskinlik daha fazladır. Özel seri çok pahalı bir lens olmadıkça zoom lenslerde bu keskinliğe çıkılamaz.

    18-135 hem geniş açısıyla, hem de telesiyle sizi idare edecek bir zoom lens. Elbette 3.5-4.5 gibi değer sunabilse daha iyi olurdu ama kötü de değil.

    Bridge makinalarda 2.8 değer veriyor görünse bile aldatıcı. Evet veriyor, ama kesme çarpanı çok büyük makine olduğu için verebilior, daha küçük optik elemanlarla yapılabiliyor. APS-C ve FF zoom lenslerde bunun için büyük mercekler kullanılmak zorunda, bu da daha dayanıklı ve büyük lens gövdesi anlamına geldiği için masraf da katlanarak artıyor.

    Bridge makina 2.8 veriyor, ama sizi her zaman kurtarmaz bu değer, 400 ISO'dan yukarı çıkmaya başladığınızda görüntünün berbatlaştığını görmeniz pek vakit almayacak. Yani kesme çarpanı mega zoom ile geniş açıyı aynı anda verip, açık diyafram temin etse de, zaten ISO yükselteceksiniz ve anlamı kalmayacak.

    60D ile ISO 3200 ile çekeceğiniz resim Bridge makinalarda ISO 400 gibi çıkabilir, bir de fotoğraf boyutu da baya büyük, küçültürseniz zaten görünmez, bir de gürültü giderme yazılımları var... Zaten ikisinin ISO 100'lerini bile karşılaştırsanız gündüz ışığında, netlik olarak fark atacaktır DSLR bir cihaz. Yani içiniz rahat olsun. 60D ISO performansı ile bile (fotoğraf kalitesi değil poz dengesi için konuşuyorum) iyi bir Bridge cihaza 3-4 durak fark atar. 2.8 ile 5.6 arasında ise sadece 2 durak fark var.

    Ayrıca otomatik netleme ve anı yakalama açısından çok büyük fark var. Siz deklanşöre hafif dokununca anında otomatik netlenir, bridgelerde ise vakit alır. Anlayacağınız bekletme açısından da sıkıntılıdır. Shutter lag DSLR'larda hissedilmeyecek derecede azdır. PRO makinalarda ise çok daha azdır.

    Sadece hobi olsun ve sıkça yanınızda taşıyacaksanız daha önce değinmeyi unuttuğum bir seçenek daha var. Mini DSLR (Daha doğrusu aynası olmadığından DSLR değil EVIL deniyor) Panasonic Lumix GF1 GF2 gibi cihazlar alabilirsiniz.

    Bunlar 18-55mm F/3.5-5.6 / 20mm F/1.7 lenslerle gelebiliyor, ayrı ayrı veya double kit lens olarak.

    20mm F/1.7 çok hızlı bir lens. Çarpandan dolayı 40mm gibi görüş alanı sunuyor, yani geniş açı sayılmaz. Alan derinliği eşdeğer "mm" değil gerçek "mm" ile ilgili olduğundan, arka planı soyutlama işi biraz daha zorlaşıyor.

    Ne avantajı var - Ufacık bir lens, makine de ufak, kompak bir görünüm varken, hızlı olması ve makinenin de büyük sensörlü olması sebebiyle düşük ışıkta iyi çekimler yapabiliyorsunuz. Aklımda olan bir ikiliydi ama Türkiye'den almak istediğim için alamadım.

    Ben sizi DSLR almaya zorlamış olmayayım. Bridge almaktansa yurtdışı fiyatı 400 dolara Pansonic Lumix LX5 de alabilirsiniz. 24mm geniş açı eşdeğeri ile 90mm tele sunuyor, f/2.0 ve 3.3 aralığında diyaframla. Lens hızlı olsa da 6-24mm bir lens olduğu için (35mm eşdeğeri 24-90mm) alan derinliği yüksek kalıyor. 800 ISO'ya kadar kullanılır sonucu var ve otomatik basamaklama özellikleri olup HD kayıt yapabilen güzel bir cihaz. Bende vardı, tutmak isterdim, ama DSLR masraflarından ötürü sattım...


Cevapla »

Mesaj göndermek için giriş yapmalısınız.