Konuyu açma nedenim fotoğraf çeken kişinin profesyonelliği değil zira onun tanımı gayet basit ve net. Profesyonel fotoğrafçı, fotoğraf sektöründe para kazanan kişidir. Benim dikkati çekmek istediğim fotoğraf makinesinin profesyonelliği yani işin ekipman tarafı.
profesyonel Fr. professionnel sf. 1. Bir işi kazanç sağlamak amacıyla yapan (kimse), amatör karşıtı.
Bu yazımızda kişiden kişiye değişen ‘profesyonel’ fotoğraf makinesi kavramına bakıyoruz: Nedir ‘profesyonel’ fotoğraf makinesi?
İzmir’deyken arkadaşımın bir tanıdığının ‘yarı profesyonel’ fotoğraf makinesi aldığını öğrendim. Hevesli kullanıcımız taze aldığı fotoğraf makinesinin modelinin ne olduğunu bilmiyordu ama paraya kıyıp iyi bir şey aldığını anlatmıştı. Klasik alışverişin teyid edilmesi durumu olacaktı. Alınmış bitmiş, neden kurcalama gereği duyulur ki :) Neyse, kullanıcımız eve vardığında telefon eder ve ‘yarı profesyonel’ fotoğraf makinesinin modelini öğreniriz: Fuji Finepix S1600.
Böyle bir modelin geleceğini bekliyordum aslında :) Finepix S1600 klasik bir DSLR-benzeri. Kullanıcıların en çok fikir karmaşına sahip olduğu bu sınıf için özel bir yazı bile hazırlamıştık: DSLR-benzeri nedir, ne değildir. Neydi DSLR-benzeri?
DSLR-benzeri fotoğraf makineleri tutma bölümü, dışarı çıkık lensi, gövde üstünde mod ayar tekeri ve A/S/M modları, sık kullanılan ayarları değiştirmek için ek düğmeleri ve kimi modellerde harici flaş takabilmek için flaş kızağı ile görünüş ve kullanım bakımından DSLR fotoğraf makinelerine benzerler. İşleyişleri de kompakt makinelere göre daha hızlı olup, DSLR’lere göre daha yavaştır yani tam anlamıyla kompakt ile DSLR arasında bir geçiş modeli görevi görürler.
Sınırların ortadan kalktığı, hibrid tabir edilen farklı sınıflardan ürünlerin özelliklerini bünyesinde barındıran ürünlerin giderek arttığı günümüzde, takdir edersiniz ki tam geçerli tanımlar yapmak artık pek mümkün değil ama bu tarif DSLR-benzeri için en makul tarif konumunda. Özetle ne kompakt, ne DSLR, arada kalmış bir geçiş ürünü de diyebiliriz :)
Peki bu tip fotoğraf makineleri için yarı-profesyonel demek doğru mudur? Bence değil çünkü bunlara yarı-profesyonel dersek, bunların üstünde yer alacak olan tüm DSRL modellerini profesyonel olarak tanımlamamız gerekir. DSLR-benzerlerine yarı-profesyonel diyenler genelde kompakt kullanan ya da ilk defa fotoğraf makinesi alanlar oluyor ki bunda da sanırım manuel pozlama modlarına sahip olmak büyük bir etken.
Giriş seviyesindeki uygun fiyatlı kompaktlar ve hatta kimi üst model olarak tanıtılan kompaktlar sadece P ve Auto modlarına sahip. Bunun yanında kalbur üstü çoğu kompakt makine de artık A/AV, S/TV ve M modlarına sahip. Örnek olarak birbirinden farklı kulvarlarda yarışan 3 Canon kompaktını verebiliriz: Canon PowerShot SX210 IS, Canon IXUS 300HS, Canon PowerShot G11. Mesela G11, Finepix S1600′den bile daha fazla ayar imkanı sunarken, IXUS 300HS mod tekeri bile sunmuyor, modları menüye girip değiştiriyorsunuz.
Gördüğünüz gibi sınıflar iyice birbirine karışmış durumda . Genel sınıflandırma için BasÇek’in açılışı için yazı bile hazırlamıştık: Dijital Fotoğraf Makinesi çeşitleri nelerdir? DSLR-benzeri kullanıcıları da doğal olarak tüm DSLR modellerini ‘profesyonel’ fotoğraf makinesi olarak adlandırmakta. Bu sefer kıstas lensin değiştirilebilir olması oluyor.
Sony Alpha 230, ya da Canon EOS 1000D ya da Nikon D3000′ü profesyonel fotoğraf makinesi olarak adlandırabilir miyiz? Hayır. Firmalar bunları fotoğrafçılığa yeni başlamış ‘amatör’ kullanıcılar için geliştiriyor ki bunu kullanımı kolaylaştırmak için eklenen yardım menülerinden, mesajlarından anlayabilirz.
Giriş seviyesi DSLR modeline sahip olanlar da orta sınıftaki Canon EOS 7D, Nikon D300s gibi modelleri profesyonel olarak adlandırırlar. Bu modellere sahip olanlar ise Canon 1D Mark ya da Nikon D3s modelleri için profesyonel fotoğraf makinesi tanımını kullanır. Bu noktada tanım yapmak da zorlaşır ki herkese göre farklı farklı ‘profesyonel’ fotoğraf makinesi tanımlarının oluşması da kaçınılmazdır :)
Kendi sınıflandırmamızda İleri Seviye diye kaçamak gibi görünen bir sınıf oluşturduk ama anahtar özellikleri de saydık :)
Yüksek kişiselleştirilebilme, her koşulda çalışmaya devam edebilecek sağlam gövde, hızlı ve tutarlı AF, gelişmiş ölçme ve beyaz ayarı ve elbette hız, profesyonel sınıfın olmazsa olmazlarıdır.
DSLR Satın alırken nelere dikkat etmeli? isimli yazımızda da bunu Profesyoneller için olmazsa olmaz: Dayanıklılık başlığı altında daha da açtık. Burayı okuduğunuzda orta seviye gövdelerin profesyonel seviyeye kafa tutma çabalarına tanık oluyorsunuz ama farkı yaratan değişmez bir kalem hep orada: dayanıklılık yani güven duygusu!
Gövde yapısı, gövde yalıtımı ve örtücü ömrü yani güvenilirlik özellikleri profesyoneller için olmazsa olmaz çünkü iş yaparken bir anda bozulan bir gövde pek nahoştur. Bir fotoğraf makinesi ne kadar zorlanabilir ki diye düşünenler aşağıdaki fotoğrafa bakabilirler :)
İngilizceniz varsa yukarıdaki ekipmanın sahibi Karl Grobl’ın yazısını okumanızı tavsiye ederim.
Profesyonel fotoğraf makinesinden söz ederken DSLR’ın yanı sıra orta format gövdelerini de saymazsak tepki alırız o yüzden bunları da unutmayalım :)
BasÇek yayın hayatına başlamadan önce kendi blogumda bu sorunun cevabını bulmak için Pro DSLR nedir, nasıl tanımlarsınız? isimli bir konu açmıştım. Nasıl cevaplar gelmişti?
Okan Akan: Seni yolda bırakmayacağına inandığın gövde produr abi.
Bu eğer safari çekiyorsan 600 mm f/4 ile saniyede 11 kare basan bir gövdedir, yok mumla aydınlatılan beyruttaysan 5d dir.
Fotoğrafçı yola çıkarken bunu hisseder bence, gerisi şansa tabidir ve orda olan kişiye şans genelde güler…
Ahmet Aybuğa: Benim için pro gövde saniyede 6 kareden yüksek hızlı af yapabilen sahada yarı yolda bırakmayan gövde anlamına geliyor. pro gövdeyi alıp da hobi için eşimin dostumun fotoğrafını ya da yeğenimin fotoğraflarını çekecek değilim, ticari amaçla kullanırım pro gövdeyi. bu yüzden imaj kalitesi, lens çeşitliliği kısacası herşeyi önem arzediyor. Bu yüzden pro gövde diye bir tabiri de kullanmak durumunda kalıyoruz.
Tüm özelllikleri kullanıcısına en üst düzeyde kolaylık sağlayan bir gövde pro gövdedir. Parasını hakeder haketmez ve yahut bi alt sınıfla pek farkı vardır yoktur onu ben bilemem, satın alacak kişinin karar vermesi gereken bir konu tabi :)
nathaniel: Bence iki bakış açısı var:
İlki; genel tanıma uygun şekilde, gerek stüdyoda gerek dış dünyada gezerek fotoğrafçılıktan para kazanan her profesyonel fotoğrafçının sahip olmak istediği makinadır. hızı, fotoğraf kalitesi, hava ve ışık koşullarına uygunluğu, sunduğu ek özellikleri, ergonomisiyle yüzlerce dolarını hak eden ve bunun onlarca katlarını da sahibine kazandıran makinadir.İkincisi ise; ne yaptığını bilen, farkında olan, düşünen, uygulayan fotoğrafçıya gerekli olan makinadır. bu kimi zaman D3X iken kimi zaman da bir 350D olabilir.
Barış: Bana göre pro 2 gün önce almış olduğum Nikon D90′dır. Zira artık çoktan almışımdır, doğrumu yanlışmı yaptım demenin bundan sonra faydası yoktur.
sacalli: Bir kere cihazda kombine flash varsa pro değildir :) Sonra üzerinde Diyafram öncelikli-Estantane öncelikli-Manuel-P vb.nden fazla olarak bulunan dağ-taş çekimi, portre çekimi, spor çekimi gibi amatörlere hitap eden özellikler varsa yine pro değildir. Bu özellikler uzatılabilir tabi. Bunlar “pro ne değildir” in cevabı ama pro nedir diye sorulursa bu daha zor!
Peki size göre profesyonel fotoğraf makinesi nedir?











Bence sizi kısıtlamayan makine profesyoneldir..Daha hızlı yada daha dayanıklı diye bu daha profesyonel öbürü ise değildir diyemyiz bence…Örkeğin neticede canon 300d de profesyoneldir nikon d3 te profesyoneldir…Profesyonel bu dslr grubunu hepsini içerisine alır ancak basamakları farklıdır şöye nikon d3000 giriş seviyesi profesyoneldir ancak d90 daha profesyoneldir gibi…Mesela üniversite okursunuz 1 sınıfta 4 sınıfta üniversitelidir ancak birisi 4.sınıftır gibi…Neticede bir stüdyo fotoğrafçısı canon 300d ilede 5d ilede çekim yapar makine onu kısıtlamaz…belkide ileride giriş seviyesi eskinin orta segmentinden daha özellikli olacak…..Kısacası dslr grubu profesyonel makinelerdir ancak aralakarında segment farkı vardır….tabi bu benim fikrim ek özellikler olması makineyi daha özellikli bir makine yapar o kadar….Birde ortama göre doğa fotoğrafçıı için vb ona uygun makine o iş için daha pro makinedir diyebilirmiyiz………güzel yazı için teşekkür ederiz saygılar….
“sizi kısıtlamayan makine profesyoneldir”
Herkese gider çok net bir tanımlama olmuş
Bu aybnı zamanda kime göre, neye göre profosyonel sorusuna da esnek bir cevap niteliğinde.
Mesela ben 400D kullanıyorum ama apatal makine 430EX flaşımı kablosuz patlatamıyor. Bazen de 430EX’i af-assist olrak kullanmak istiyorum, çünkü dahili lazer ışığı çok hızlı netleme yapıyor ama ama flaş patlatmak istemiyorum, ancak aptal 400D’de “emit= yes, blast = yes/no” gibi bir seçenek olmadığı için flaşı düşük performansta kullanıyorum.
Kısaca beni kısıtladığı için 400D amatör bir makine oluyor ancak 430EX profosyonel bir flaş. Bazen düşünüyorum acaba EOS IVD olsa o zaman da 430EX amatör bir flaş durumuna düşermi?. Zira 580EX ce II gibi bir iki üst model daha var, bilmiyorum rehber numarası haricinde daha ne yeni özellikleri var.
Sebastian adını soyadını yazarsan sağda solda bu tanımı kullanırken
ismine atıfta bulunabilirim, takma ada atıf olmaz…
Modeller çeşitlendikçe bu tartışmalarda aynı oranda artıyor sanki. Kullandığımız makinaların bir araç olduğunu unutuyoruz bazen. Bu terminolojilerin tartışmalarında çok derinlere inildiğinde işin özünden kopulduğunu görüyorum. Bunu bir sürü fotoğraf forumunda gözlemleyebilirsiniz.
Ama yinede bu tartışmaya en doğru yaklaşımın Okan Akan’ ın yaptığı tanım olduğunu düşünüyorum.
Örneğin, sahip olduğum Nikon D300 ün ; metal gövdeye sahip olması kendi grubunda pro bir özellik kabul ediliyor. Üzerinde lensle 1kg ı aşabilen ağırlığı ile sürekli taşıma esnasında beni kısıtlayan bir durum.
Yani bazı şeyler o kadar göreceli ki…
bence pro tabiri en tepede duran bir şey değil. Yani kompact var, onun üzerinde like var onun üzerinde dslr var hepsinin üzerinde de pro var diye bir şey yok.
Şöyle tanımlamak daha doğru olabilir diye düşünüyorum:
Profesyonel Kompak
Profesyonel like (bu sınıfta pro denecek makina olmayabilir :) )
Profesyonel DSLR
Aslında şimdi aklıma geldi, şöylede bir yaklaşım olabilir, profesyonel makina yoktur, profesyonel fotografçı vardır.
Benim bildiğim Canon Powershot Pro 1 var, DSLR-benzeri olup da profesyonel diyebileceğimiz. Üstelik L serisi bir lense sahipti kendisi. Bşr de Sony’nin DSC F828′i vardı. Benim bütçemse Powershot S1′e yetmişti, o yıllarda.
Yalçın çok güzel özetlemişsin. Pro gövde Dayanıklılığı ile diğerlerinden ayrılıyor.
Geçen haftalardaki sağnak yağışlar altında çekim yaparken Nikon d300 gövdelerimizin suya dayanıklı olduğunu bildiğim halde yine de hep içimde bir korku vardı. Ya sudan etkilenir ve çalışmazsa insanlara ne derim. “Özür dilerim makinalarımız sudan etkilendi lütfen bir kez de güneşli havada evlenir misiniz. Çekimi size bedava yaparım? ”
Ve evet d3s siparişimlerim yolda…
Bu arada d300 ün hakkını yemeyelim. Tam çektiğim resmi incelerken yukarıdaki tentelerden üzerime bir kova su döküldü. Alet banamısın demedi, sonuç fotoğraflar sitemizden incelenebilir…
Saygılar.
Profesyonellik para kazanmak ise, pro makine de bana verilen işi yerine getirebildiğim makinedir bence :) Benden istenen ürün fotoğrafında benden istenen ve beklenen kaliteyi bir kompakt ile sağlayabildiysem, o makine produr. Sağlamlık da bununla alakalı aslında. Ozan’ın örneği güzelmiş. Eğer sudan etkilenip bozulsaydı makinesi, kendisinden bekleneni veremeyecekti.
O yüzden her çekimde değişen bir şey bu pro olayı. Zira kapalı alanda çekim yapıalcaksa su geçirmezlik benim için önemli bir kriter olmaktan çıkar. Orada belki de makineden çok ışığa yatırım yapmam gerekir, sahne 10 tane ışıkla aydınlanacak türdendir vs.
Para kazanılan profesyonel işte ekipmanı iş belirler. Bizim bu gövde iyi deyip hepsinde genel geçer doğru ilan etmemiz pek doğru olmaz.
Müşteri eğer 640×480 ürün fotoğrafı isterse, DSLR like ile çekseniz de tatmin eder onu. O zaman para kazanmak profesyonellikse bana o parayı kazandırabilen ekipman da pro ekipmandır :)
Aslında yukarıda söylenenler gibi pro makinanın ne olduğu az çok belli. Bana göre en önemlisi ihtiyacı karşılayacak makinayı almak. Bu ihtiyaçlar da hem yazıda hem yorumlarda sıralanmış zaten. Ben ek olaraktan fotoğrafçılarda bir ihtiyaç daha görüyorum ki, o da makinanın görüntüsü. Görüyoruz ki hiç ihtiyacı olmadığı halde birçok fotoğrafçı en pahalı bir DSLR gövdeyi alabiliyor. Kim ne derse desin, örneğin Canon için konuşursak elinde xxxD sınıfı bir makina olanla xD sınıfı makina olana bakış bile farklıdır. Profesyonel bir gövde alıp da gövde sağlamlığı, su geçirmezlik ve hız gibi özelliklere bir kere dahi ihtiyacı olmamış fotoğrafçılar biliyorum. Bilinen bir fotoğrafçı bir konuşma sırasında demişti ki; “Eğer 5D ve 1D gibi makinalar gerçekten ihtiyacı olanlar tarafından alınsaydı gerçekten çok az sayıda satılabilirlerdi. O yüzden bırak isteyen istediğini alsın, hem piyasa sürüyor hem de bize uygun ikinci el piyasası oluşuyor”.
Geçenlerde 550D makinama battery grip aldm. Amacım biraz daha iyi tutuş ve daha da önemlisi pil ömrü. Makinayı görenlerin ilk tepkileri tam da dediklerimi haklı çıkarır cinstendi. “Çok pro olmuş”, “1D ‘ye benzemiş” gibi yorumlar, ve makina boynunuzda iken bu nedir şeklinde uzun bakışlar. Ben farkettiğiniz üzere makinama hiçbir pro özellik eklemedim ama çoğu kişiden pro bir görünüm yorumu aldım. Demek istediğim, sırf bu yorumları alabilmek için, ya da xxxD makinasına gelecek küçültücü yorum ve bakışları engellemek için pro gövde alan çok. Bence pro makinaya yeni bir tanım gerekebilir, “dikdörtgen değil kare olan ya da profesyonel fotoğrafçı olduğunuz izlenimini yeterince verebilen makinalara profesyonel gövde denir” gibi birşey:)
:D
Ben de 5D’de BG varken benzer tepkiler alıyorum. Ciddi bir iş yapmaya çalışıyorsanız bu algı oldukça olumlu. Karizmatik göründüğünü de eklemek lazım :D
Benim işaret parmağım sorunlu o yüzden BG’in deklanşör düğmesi daha konforlu geliyor; portre modunda çok daha ergonomik olduğu da bir gerçek :)
Dediğiniz karizmatik görüntü aslında profesyonel bir iş yaparken müşteri açısından önemli tabi. Hatta yakın zamanda yabancı bir forumda okumuştum, adam çekim yapmak için 550D makinasını çıkardığından ve müşterinin “Asıl makinan ne?” dediğinden bahsediyordu:). Bu arada battery grip deklanşörü gerçekten kullanışlı oluyor.
Yazı için çok teşekkürler. Oldukça güzel ve keyifli bir makale olmuş. corydoras’ın dediklerine katılmamak mümkün değil. Acilen BG almam lazım satan var mı? :)
Görünüm hakikaten bilen ve bilmeyen gözünde çok etkili olabiliyor. İki sene önce bir arkadaşımın düğününe Sony DSC R1 ile gittim. Makinanın tipi yüzünden mekandaki fotoğrafçı beni rakip gördü nedense. “Profesyonel makina yasak” gibi cehaletini gözler önüne seren bir lafla başlayıp kavgacı bir tutum takındı. Ben de ona “Profesyonel makina yoktur, profesyonel fotoğrafçı vardır” demiştim o zaman :D
Adamı ezmişsin Mert :D
Düğüne gittiğimde batery gripi söküp, göze batmamaya çalışıyorum. Hatta mümkünse lensi de küçük ve hızlısından seçiyorum :)
@corydoras@ çok güzel anlatmışsın. ;)
Güzel bir konuya daha el atarak, kimilerini uyandırmış, kimilerinin yarasını deşmiş nihayetinde hayırlı bir iş yapmışsınız yine :)
“Profesyonel” kelimesinin Türkçe’deki kullanım farklılıklarından dolayı artık işler çığırından çıkmaya başladı :) Para kazanan “pro” tamam da makineye gelince işler değişiyor. Yorumlarda da önceden belirttiğim gibi, “pro olmayan makine”nin tarifi az çok belli ama “ne kadar pro?” sorusu geliyor bu sefer akla; yani, “500D” de, “50D” de, “7D” de, “5D” de, “1D III” de pro makineler(giriş-orta-ileri olarak ayrılsalar da) ama hitap ettiği kesimler farklı. Ben 450D ile de para kazanabilirim ama 450D ne kadar pro? O yüzden pro olup olmama olayı, firmaların belirlediği kıstaslar ve makinelerin hitap ettiği kullanıcı kitlesine göre değişkenlik gösteren bir durum bence.
Bu arada Karl abinin makinesinin başına gelmeyen kalmamış çok badireler atlatmış emektar :))
Demek ki neymiş profosyonel fotoğraf makinelerinin 3 tanımı varmış;
1. Sözlük tanımı.
2. Kullanıcı tanımı
3. Firma tanımı
Sözlük tanımından yola çıkarak o işten para kazanan bireyin ihtiyaçlarını karşılıyorsa pro.dur.
Kullanıcı tanımı da bir önceki gibi aslında. Hatta 500D’ye de pro. diyenler var, pek de katılmıyorum. Bir de şöyle bir şey var parası olan ama hiç bilmeyen biri bastırdı aldı D700. Nolcak şimdi? Makine pro, kullanıcı amatör bile değil :) Ya da D3000 aldı, onun için çok da fark etmeyecek ki, olaydan habersiz. Getirecek Auto’ya çekecek. Yani D3000 – D700′de pro. aslında o kişi için. Onun için böylesi bir konu da genel-gecer kullanıcıyı zaten görmezden gelmek gerekir, anlatsan da şu aşamada pek bir şey ifade etmez onun için.
Ben mesela Sony A350′den, Canon 5D’ye geçtim. Bazı arkadaşlar neden geçtin öteki de proydu dediler. Şimdi ben anlatsam FF, yüksek ISO’da iyi, Dinamik aralığı çok fark ediyor, etc. gibi şeyleri anlayacak mı?
Asıl önemli olan sanırım biraz firma tanımı oluyor. Adamlar zaten pro demiyorlar, DSLR diyorlar ve kendi içinde giriş, giriş-orta, orta, orta-ileri, ileri diye segmentlere ayırmışlar. Giriş’ten ileri’ye kadar da genel-geçer kullanıcısının boyut dışında pek anlayamayacağı ama fotoğrafçılar açısından çok önemli farklar mevcut.
Dolayısı ile pro tartışmasında firma tanımları daha önemli. Sözlük tanımı zaten bu başlıkla alakalı bile değil, sadece bu işten para kazananların pro makine kullanması abes bir düşünce. Para kazanmayıp da, o dinamik aralıkta, detayda ve 25000 ISO’da fotoğraf çekmek isteyenler ne olacak, ben bu işten para kazanmıyorum almam mı desin.
Bana göre pro makine Canon için 5D, Nikon için D700′den başlar. Sony’de A850 belki, Pentax’da yok zaten.
Pro. için bazı kıstaslar var arkadaşların da bahsettiği gibi. Gövdenin sağlamlığı, netleme alanlarının sayısı ve tutarlılığı, yüksek ISO başarımı, kullanımdaki kolaylıklar, tuş fazlalılığı ve kullanım kolaylığı (buradaki kolaylık pro. bir kolaylık, yani gözü vizörden ayırmadan ISO, wb, seri çekim modu gibi değişiklikleri yapabilmek) gibi şeyler.
Seri çekim hızı çok da önemli değil benim için. Saniyede 7 ya da 11 kare çekmesem de olur, kuş çekmiyorum sonuçta. Mesela hangi magnumcu kuş, f1 mi çekiyordu ki :) Ellerindeki minnacık Leica’larla neleri çektiler neleri :)
Bodyler değil kafalar pro. olsun yeter ;)
yazı keyif verici ve yol göstericiydi.
Karl Grobl’a bakayım biraz.
Polat hocam şu canon pro yu 7d’ye çeksek olmaz mı
:)) ben de d90′a na rica etsem çok mu abartmış oluruz…
Yazdıklarınıza kelimesi kelimesine katılıyorum, kanaatimce en doğru yorumlardan birisi sizin mesejınızda yazdıklarınız.
Aslında kullanıcının profesyonel olması ile makinanın profesyonel olması çok ayrık şeyler değil. Makinanın profesyonel olması, profesyonel kullanıma ve kullanıcıya hitap etmesi ile bir anlam kazanıyor. Yalnız bir sorun var ki, makina ya da kullanıcı olsun, profesyonel kelimesinin anlamında küçük bir sorun var. Çünkü kelime ilk olarak “işinde uzmanlaşmış, özel bir eğitim ya da çalışma gerektiren bir meslek ile alakalı” anlamında ele alınmalıdır. Ve para kazanmak da bu “meslek” olmasının bir sonucudur zaten. “Profession” , ve özellikle “professor” gibi dilimizde de hemen hemen aynı hali ile bulunan kelimeleri de düşünürsek işin uzmanlaşma ile alakası daha net ortaya çıkacaktır. Yani sonuca gelirsem, bir işten sadece para kazanmak profesyonellik için basit bir tanım olacaktır. Çünkü işinde uzmanlaşmadan sadece para kazanıyor olmak özellikle fotoğraf alanında oldukça anlamsız kalacaktır. Fotoğraf alanında profesyonelleşmiş yani uzmanlaşmış bir kimse de sıradan bir fotoğrafçıdan daha ileri özelliklere ihtiyaç duyacaktır. Dolayısıyla ona hitap edecek makina da profesyonel makinalardır.
Son olarak profesyonel makinayı ele alırken, makinanın kullanıcıya ne derece kolaylıklar sağladığı değil de ne kadar çok ekstra ve ihtiyaca yönelik özellik içerdiği daha önemli olur diye düşünüyorum. Çünkü makinanın sağladığı bazı kolaylıklar profesyonele değil amatöre yöneliktir diye düşünüyorum. O yüzden markaların, ne kadar çok para verirseniz makinaya o kadar çok güzellik koymasını da profesyonelliğe değil ticari planlara yönelik olarak görüyorum. Kısacası günümüz ihtiyaçlarına en ileri seviyede cevap veren gövdeler profesyoneldir diyebiliriz sanırım. Daha önce yazdığım başka sebeplerden değil de(mesala profesyonel bir görünüm kazanmak) , uzmanlaşmanın getirdiği ihtiyaçlarla bu makinalara yönelenlere de saygılar diliyoruz:)
Neyi kimin profesyonel amaçla kullanacağı o kişinin bütçesine ve tercihlerine bağlıdır. Benim için full frame sensöre sahip bir makine profesyoneldir. Diğer tarafta, çok parası olan bir amatör “pahalı iyidir” diyerek parayı bastırıp D3 alabilir. Bu D3′ü amatör makine yapmaz. Aynı şekilde, benim için (ve çoğunluk için) amatör sayılacak olan bir kompakt makineyi profesyonelliğinden şüphe edilmeyecek bir fotoğrafçı yedek makine olarak kullanabilir, hatta çok önemli bazı işlerini o makineyle halledebilir. Bu da o basit makineyi profesyonel yapmaz. Bildiğim kadarıyla bu konudaki genel kanı şudur: iş amaçlı yoğun kullanım için tasarlanmış, zor şartlara dayanıklı, hızlı ve uzun süre kullanılabilecek makine profesyoneldir. Öyle kompakt makineye fazladan birkaç özellik eklemeyle yarı profesyonel makine yapılmaz. APSC sensörlü DSLR sınıfını yarı profesyonel olarak kabul edebiliriz. Bu sınıftaki makineler amatörler için tasarlanmıştır, ancak gerektiğinde profesyonellere de yetebilecek özelliklere sahiptir.
%99.9 hatasızlık oranının yeterli görülmediği makine profesyonel bir makinedir :)
profesyonelin kullandigi makine profesyonel makine :)
yaninda ikinci makine olarak 450D gezdiren cok meshur bir dugun fotografcisinin yazisini okumustum (500D’den once). adam “2 tane 1D serisi alacagima bir tane alirim, sonra da her cikan xxxD serisini ikinci makine olarak tasirim” diyordu. ucunda 135mm f2.0 veya 70-200 f2.8 ile geziyordu tabi :)