Fotoğraf Kompozisyonunda ilgi merkezi

Fotoğrafı izleyen birinin ilk dikkatini çeken öğe, ilgi merkezi olmuş olur ama bu bizim planladığımız öğe değilse o zaman birşeylerin ters olduğunu düşünmeye başlamalıyız. İzleyenin bizim istediğimiz öğeye öncelikle odaklanması için, bu yazı dizimizin bundan sonraki bölümlerinde bahsedeceğimiz yöntemleri kullanarak, ilgi merkezi olarak düşündüğümüz öğeyi ön plana çıkarmalıyız ama öncelikle ilgi merkezi konusunu biraz daha açalım.

Her fotoğraf görsel bir anlatı sunar. Bu anlatı bir hikaye olabileceği gibi, göze hoş gelen bir görüntü de olabilir.

Eğer anlatılan hikaye ise bu çok yalın bir hikaye olabileceği gibi, çok karmaşık, alt metinlere sahip bir hikaye de olabilir. Fotoğrafçının görevi hikayesini olabildiğince açık bir şekilde izleyene aktarabilmektir. Eğer fotoğrafçının tercihi alt metinler sunmak, izleyeni düşündürmekse çok yalın bir anlatım kullanmayı tercih etmeyebilir. Her hikayenin en azından bir tane ana öğesi olduğu gibi fotoğrafta da en azından bir tane görsel öğe bulunur. Görsel öğe sayısı çok olduğunda hikaye sayısı artabilir ama bu hikayelerden bir tanesinin daha baskın olması, ana hikaye olması beklenir.

@Recep Büyükgüzel

Foot (life) in cardboard box @Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

Arka planda büyük şehrin ışıkları gözümüzü alırken, şehirde hayat tüm hızıyla devam eder. Şehrin her sakini için hayat aynı seviyede adil değildir elbette. Kimi zaman gözlerden uzak, kimi zaman da gözümüzün önünde zor koşullarda yaşamını devam ettirmeye çalışan insanlar da hayatta kalma mücadelesi vermeye devam ederler. Tokyo gibi yaşamın oldukça pahalı olduğu kentlerde iş sahibi olduğu halde ev kirası ödeyemediği için evsiz dolaşan insanlar bile mevcuttur.

Fotoğrafta gördüğümüz ayağın sahibi olan kişi de insanca yaşama şansından mahrum bir halde karton kutuda hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Tek görebildiğimizse ayağı. Arkadaki ışıklar da mekan hakkında bilgi sahibi olabilmemiz konusunda bize yardım ediyor. Ayağın tam net olmaması ve soluk bir tona sahip olması kimilerince yadırganabilir ama evsizin parlak bir hayatı olmadığını düşünürsek bu hikaye ile uyumlu bir görsellik sunuyor. Soldaki sarı cisim ilgiliyi çalmaya çalışsa da, ilgi merkezimiz merak uyandırdığı kesin olan ayak.

Taste! Luxury! Humor! & Homeless @Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

Taste! Luxury! Humor! & Homeless @Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

Ne yazıyor afişte? ‘Taste! Luxury! Humor!’ yani ‘Zevk! Lüks! Mizah!’ Japonya gibi marka düşkünlüğü ve alışveriş çılgınlığının tepe yaptığı bir ülkede müşteri çekmek için hazırlanmış çarpıcı bir afiş zira bir çanta için insanlar binlerce doları gözden çıkarmaya hazır olabiliyorlar. Afişin solunda ise birşeyler okuyan, çıplak ayaklı bir  kişi oturuyor. Recep Büyükgüzel’in isimlendirmesinden bunun bir evsiz olduğunu çıkarıyoruz. Dikkatli incelediğimizde üstünün pek kirli olmadığıını ve birşeyler okuduğunu düşününce acaba evsiz değil de yorulmuş ve dilenmek için oraya oturmuş biri mi diye düşünmeden de geçemedim.

Bir önceki fotoğraf için Tokyo’da iş sahibi olsa da ev kiralamaya gücü yetmeyen kimselerin varlığından bahsetmiştim. Bu tanıma daha uygun gibi geldi yani ülkemizde gördüğümüzden farklı bir evsiz kitle de mevcut orada. Dirsek hizasında görünen radyo anteni de ‘evsiz’ düşüncemi destekledi. Sonuç olarak afişle, yaşamın bir kontrastı yan yana gelmiş. Buradaki ilgi merkezi nedir? Bunu kendiniz düşünebilirsiniz. Bana göre iki öğe de ilgi merkezi ama daha net ve daha aydınlık olduğu için evsizin ağırlığı daha fazla yani gerçek ilgi merkezi o, afiş de hikayeyi destekleyen ikincil öğe.

Digital Admiration @ Nick

Digital Admiration (Sayısal Hayranlık) @Primplan

Primplan’in fotoğraf altı metni: “Lately, I have been fascinated by how people interact with art. Is it possible to experience art by taking pictures of it? Even if the quality of the reproduction is questionable, is a picture of a Van Gogh that YOU took better than the flawless reproductions in art books (or the internet for that matter)? If you can’t touch it, smell it, and, God forbid, get close to it (unless you want to hear the alarm beep), can you make a piece of art more personal by snapping it?”
Çevirisi: “Son zamanlarda insanların sanat ürünleri ile nasıl etkileştiğini gördükçe ağzım açık kalıyor. Sanat ürününün fotoğrafını çekerek onu hissetmek mümkün müdür? Röprodüksiyon kalitesi tartışmaya açık olsa da, SİZİN çektiğiniz bir Van Gogh fotoğrafı kitaplardaki çok başarılı röprodüksiyonlardan daha mı iyidir? Dokunamıyorsanız, koklayamıyorsanız ve yaklaşamıyorsanız, Allah korusun, (eğer alarm sesi duymak için gitmediyseniz tabii), şipşakçılık ile bir sanat eserini kişiselleştirebilir misiniz?”

Primplan’ın fotoğrafı ve açıklaması aslında çok şey anlatıyor. Belki de ‘oradaydım’ hissini yakalamak için çekiliyordur bunlar yani ‘gittim ve gördüm’ karesi diyebiliriz. Bunu düşünmeyi size bırakıyorum :) Peki burada ilgi merkezi nerededir, hangi öğededir? Cevaplaması gerçekten zor çünkü karedeki tüm elemanlarla tek bir hikaye anlatılıyor. Rengarenk yapısı ile Van Gogh’un Yıldızlı Gece tablosu daha ön plandaymış gibi dursa da, o ve onu sayısal olarak fotoğraflamaya çalışan bayanlar hikayede eşit bir öneme sahipler. Yani benzer ağırlığa sahip ilgi merkezleri tek bir fotoğrafta yer alabilirler.

Anlatılanın hikaye olmaması durumu biraz daha karışıktır çünkü göze hoş gelen görüntü aynı anda çok fazla görsel öğeyi barındırabilir. Burada fotoğrafçının önceliğinin bir öğenin ön plana çıkarılması mı yoksa tüm sahne mi olduğu önem kazanır. Bir öğenin daha ağırlıklı olması isteniyorsa bunu sağlamak için önlemler alınmalıdır. Tüm karenin bütün olarak öncelikli olduğu karelere en güzel örnek genel manzara fotoğraflarıdır.

© Rui Palha

© Rui Palha (Lizbon/Portekiz)

Şüphesiz üstteki karenin ilgi merkezi, diyagonal konumlanmış yüzeyde yağmur ile oluşmuş su damlaları ve birikintisidir. Bunda hem bu bölümün fotoğraftaki yerleşimin, hem de keskinliğin etkisi var. Bunu belirttikten sonra belirtmeden geçemeyeceğimiz diğer konu ise fotoğrafta ikincil bir ilgi merkezinin daha olduğudur: şemsiye ve onun taşıyıcısı.

Dikkat ederseniz su birikintisinden hemen sonra gözünüz o öğeye geçiyor ve bu, su birikintilerinin kaynağının yağmur olduğunu anlatıyor yani fotoğraftaki bütünlüğün de bir parçası. Bu kare hikaye içeriyor da diyebilirsiniz ama bana göre görsel anlatıma sahip olsa da, yağmuru anlatsa da, derin bir hikaye barındırmıyor.

Kaos @Cenk Tamay

Kaos @Cenk Tamay (İstanbul/Türkiye)

Yukarıdaki fotoğrafta Bursa’dan bir şehir manzarası ve hatta bir şehir dokusu mevcut. Genelde çatıların ton benzerliği söz konusu ama ara ara binaların cepheleri de görünür oluyor ki ilk etapta çatılardan ziyade açık renkli bu cephelerin dikkatinizi çektiğini farkedeceksiniz. Bu konuda en baskını da yatayda solda, dikeyde ortada yer alan bina olacaktır. Ben her bakışımda hemen ilk gözüme o bina çarptı. Yani buradan çıkarabileceğimiz sonuç, fotoğrafçı her ne kadar ilgi merkezi olsun istemiş olmasa da bazı öğeler özellikleri karenin genelinden farklı olursa ilgi merkezi haline gelebilirler.

Özet olarak ilgi merkezi, izleyicinin fotoğrafa baktığında ilk dikkatini çeken şeydir. İlgi merkezini doğru oluşturmak için şunları kullanabiliriz:

  • Parlaklık ve kontrast: İnsan algısı kontrast farkına oldukça duyarlıdır ve bir fotoğrafta genel parlaklıktan daha farklı parlaklıkığa sahip bir alan varsa bu hemen ilgi merkezi haline geliverir. Flaş kullanımı ile kimi alanların daha parlak olması hepimizin karşılaştığı bir durumdur. İşte ışığın genelden daha güçlü düşerek parlattığı bu bölümler izleyenin dikkatini kendine çekmekte oldukça başarılıdır. İzleyenin dikkatinin dağılmamasını istiyorsak fotoğraflarımızda parlak alanların bulunmamasına dikkat etmeliyiz. Bunu kendi lehimize kullanmamız da mümkündür ki bunu bir önceki yazımızda anlattığımız leke bölümündeki örneklerde görebilirsiniz. Gelecek yazımızda detaylı anlatacağımzı kontrast, öğeleri birbirinden ayırabilmek oldukça gerekli bir öğedir.
  • Renk kontrastı: Bunu da gelecek yazılarımızda anlatacağız ama özetle birbirine zıt renklerin kullanımı ile ilgi merkezi oluşturma imkanına sahibiz diyebiliriz. Fotoğrafta ilgi merkezi olmasını istediğimiz öğeyi renkli, geriye kalan öğeleri siyah beyaz kullanarak ilgiyi doğrudan bizim istediğimiz öğeye çevirebiliriz.
  • Keskin alanlar: ‘Derinlik ve sınırlı keskinlik’ bölümünde detaylı anlatacağımız keskinlikle ilgi merkezi oluşturabileceğimiz gibi dikkat dağıtmasını istemediğimiz bölümlerde de tersini uygulayabiliriz. Mesela insan veya hayvan portresi çekerken izleyenin dikkatini ilk olarak gözlere yöneltmek için keskinliği kullanabiliriz.

109 ©  Recep Büyükgüzel (Tokyo/Japonya)

109 © Recep Büyükgözen (Tokyo/Japonya)

Yukarıdaki kare parlaklık ve kontrastın güzel bir örneği. Gecenin karanlığını kırmak için var güçleriyle çabalayan ışıklı tabelalar her yerdeler! Tokyo denince akla gelen manzaralardan biri de bu ışıklı tabela denizi olsa gerek :) Kareye baktığınızda merkezde bize doğru yürüyen şemsiyeli Japon’un ilgi merkezi olduğunu söyleyebiliriz ama arkadaki parlak tabelalar varoluluş nedenlerini çok iyi özümsemiş olacaklar ki dikkati üzerlerine çekmek için yoğun çaba harcıyorlar ve gözlerinizi konunun üzerinde tutmak gerçekten de ciddi bir çabaya dönüşüyor :)

Ueno'da kar © Recep Büyükgözen

Ueno'da kar © Recep Büyükgözen (Tokyo/Japonya)

Yukarıdaki genel olarak renk doygunluğun düşük tutulduğu karede ilk etapta gözümüze çarpan ön plandaki üç büyük mavi renkli bölüm oluyor. Gözümüz o bölgelerin hepsini dolaştıktan sonra fotoğrafın geneline bakabiliyoruz ama bu esnada gözümüz hala mavi alanlara kayma eğiliminde oluyor. Bu karede ilgi merkezi mavi şemsiyeden başlamak üzere mavi alanlar oluyor. Renk kontrastının ilgi merkezinde ne kadar etkili olduğunu sanırım anladınız.

© Recep Büyükgören

© Recep Büyükgözen (Tokyo/Japonya)

Son olarak keskin alanlar için bir örnek verelim. Yukarıdaki kareye ne kadar çok bakarsam bakayım gözüm sürekli küçük kıza bakmaya çalışıyor. Arkadaki ışıklar parlaklıkları nedeniyle ilgi merkezi olmak için elverişli gibi durabilirler ama sınırlı bir keskinliğe sahip olmaları onları ilgi merkezi olmaktan kurtarıyor ve fotoğrafın asıl konusu olan küçük kız karedeki en keskin yani net öğe olarak açık ara ilgi merkezi konumunda. Bunun nasıl elde edildiğini Arka planı nasıl öldürürüm? ve Diyafram nedir, fotoğrafı nasıl etkiler? yazılarımızda anlatmıştık.

Kompozisyon serisinde bir sonraki yazımız: Fotoğrafta altın oran ve 1/3 kuralı

“Fotoğraf Kompozisyonunda ilgi merkezi” ile ilgili okuyucu mesajları

  1. burusli

    bunları gördükçe fotograf sanatına başlayasım geliyor, teşekkürler.

  2. foto

    bendeki prakticka dcz 7.4 ile böyle çekimler yapabilirmiyim.bütün ayarları deniyorum.ama pek etkileyici fotoğraflar çekemiyorum.en verimli şekilde bu makinamdan nasıl faydalanabilirim.

  3. hayalperest

    Çok güzel bir yazı, teşekkür ederiz. Bu arada Kaos fotosunda bursa demişsiniz ama istanbul yazıyor :)

  4. Oldukça başarılı fotoğraflar ve güzel anlatım. ve fakat;
    1. fotoğrafta yapılmış olan sonradan düzenlemedeki hatalar fotoğrafın konusuna yeterince dikkat odaklanamamasına neden olmuş.
    Modelin ayağı net ön ve arkası flu tutulmaya çalışılmış. Normalde bu net alan derinliğini maximum derecede küçültücek bir işlemle fotoğraf çekilirken sağlanabilirdi. F değeri çok küçültülerek yada odak uzaklığı büyük tele objektif kullanılarak (ki bu kadar az ışık olan bir ortamda bunu öneremeyiz) bunu sağlayabilecek iken fotoğrafçı bunu sonradan bir proğram vasıtasıyla yapmaya çalışmış . Çok da başarılı olamamış. Odak noktası ayaktan 1 metre kadar ötede bir yerlere denk geliyor. Dikkat ederseniz ayak net hemen sonra flu bir alan (burası sonradan flulaştırılmış) başlıyor sonra biraz daha ilerde net bir alan daha var. Bahsettiğiniz sarı dikkat dağıtan cisim işte o gerçekte net olan bir bölgeye denk gelen fakat etrafı sonradan düzenleme ile flulaştırılırken düzenleme yapılmayı unutulmuş bölgeye denk geliyor. Fotoğrafta kompozisyon oluşturulurken daha dikkatli olunur, fotoğrafa neyi dahil ediceğimizi ve neyi dışlıyacağımızı fotoğraf çekerken iyi planlamazsak kötü planlanmış bir kompozisyonu sonradan kurtarmak oldukça güç olur. başımızda daha çok ağrır ağrır. Nasıl olsa digital icat oldu mertlik bozuldu, ben sonradanda düzeltirim nasıl olsa demek ne kadar doğru sizce :))

    Sitenizi ilgiyle izliyorum başarılarınızın devamını dilerim.
    Serdar Aksünger

    • Recep

      hic bir program kullanmadim flu yapmak icin!!!
      canon 40d – 50mm f1.4 iso 800
      kroplama, kontrast ve siyah cerceve icin kullandim program.

      • Yaptığnız düzenlemeyi hatırlamıyorsunuzdur diye tahmin ediyorum.
        Çünkü bu fotoğraf söylediğimiz anlamda fizik kurallarına aykırı. Şu şekilde izah edebilirim.Kabaca net alan derinliği bildiğimiz gibi fotoğrafta ön – arka düzlemde net olan alandır. Yani net alanın önünde ve arkasındaki alan flu olarak görürüz.
        Fotoğrafınızda ise flu olan uzaktaki alanın hemen bitiminde 2.bir net alan daha var. Bunun anlamı şu. Ya sonradan fotoğrafın bazı bölgelerinde netlik azaltılmış.Yani bunun için bir programla sonradan bir müdahale yapılmış Yada objektifin tam o flulaşmış bölgesine gelen alanda (nasıl bir tesadüf ise) objektifinizde bir leke var. Objektifinizin özelliği (f 1.4 ) bu net alan derinliğini rahatlıkla sağlayabilecek özellikte olmasına rağmen siz sanırım yüksek bir diyafram değeri kullanarak çekim sırasında bu şensınızı yitirmişsiniz.

    • Hoşgeldin Recep :)
      Flickr’dan cevap alamayınca sanırım kullanmayı bıraktı diye düşündüm :D

      Fotoğraf çekilidği anda bitmiştir denilebilir mi? Bence denilemez. Filmli çekilirken de agrandizör ile kesme alınabiliyordu, pozlamada oynamalar yapılabiliyordu ve hattta rötuş yapılabiliyor, farklı fotoğraflarla kolaj yapılabiliyordu. Bu nedenle dijital çıktı mertlik bozuldu söylemini çok sevmiyorum. Önemli olan sonuçtur. Saf fotoğraf meraklıları bu söylemime katılamayabilirler ama sonuçta o nasıl onların fikriyse, bu da benim fikrim ;)

      Recep’in cevap vermesi gerekmiyordu. Bir fotoğrafçıyı cevap vermek durumunda bırakmak da çok hoş değil bence. Kaldı ki ben bu kareyi bir bütün olarak beğendiğimden kullanıdm. Yazılarımda en çok zaman alan kısım uygun fotoğraf bulmak oluyor, yoksa yazma hızımda bir sorun yok.

      Bu fotoğrafta iki farklı hikaye birden anlatılabilir. Aslında tek hikayedir ama bakış açısına göre değişibilir:
      1) Ana konu canlı, rengarenk şehir hayatı, yan konu olarak da bu rengarenk şehir hayatın herkes için adil olmadığı olabilir
      2) Ana konu varlık içindeki şehirde yokluk içinde yaşayan evsizler, yan konu olarak da tüm gün durmadan yaşayan şehir olabilir.
      Bakana göre farklı farklı hikayeler çıkarılabilir. Recep’in karelerini de bundan seviyorum, çok yönlüler.

      Son olarak da gene kendi düşüncem, mükemmel teknik peşinden koşarken içeriğin unutulduğu ve arka plana atıldığı olacak. Burada odaklama doğru yerde olmamış olabilir, zaten yazıda geçiyor ama aslolan sonuçtur ve sonuç da bence oldukça etkileyici. Zamanlama bazen tekniğin önüne geçebilir ki sokak fotoğrafçılığında bunun etkisi daha yoğun oluyor. Siz ayar peşinden koşarken an kaçıp gitmiş olabiliyor…

      • Yalçın bey
        Evet haklısınız .
        Bende dijital düzenlemeye karşı değilim. Fotoğraflarımı incelerseniz zaman zaman bende düzenlemeler yapıyorum. Çıkan sonuç gerçekten önemlidir. Zaten eleştirim düzenleme yapıldı diye değil , sonradan yapılan düzenlemenin bir takım eksiklikleri olmuş diye… Üstelik bu eksiklikler çekim sırasında biraz daha dikkat edilerek daha başlangıçtan düzeltilebilecek iken… Bir fotoğrafçı bence her fotoğrafı hakkında konuşabilmeli elştirilere, yorumlara cevap verebilmeli. Recep bey de bunu yapmış fotoğrafının arkasında durmuş. Doğal olanı da bu değil mi. Sizin siteniz gibi fotoğraf sevdalılarının bilgi ve tecrübe paylaşımının ön planda olduğu sitelerde özellikle bu yapılmalı ki fotoğrafa yeni başlayan arkadaşlarımız da bu konuda fikir sahibi olsun, benim gibi emekleyen fotoğrafçılarda bu yorum ve eleştirilerden bilgilerini arttırarak ayağa kalkabilsinler.
        Diğer sitelerde yaptığım eleştirilerimi inceleme zamanınız olursa yorum ve eleştirilerimde hiç bir zaman kırıcı ve olumsuz öğeleri ön plana çıkaran bir yön izlemediğimi görebilirsiniz. Böyle bir izlenim oluşturduysam özellikle Recep beyden şimdiden özür dilerim..


Mesaj gönder »

 

Bizi Takip Edin E-posta bülteni RSS Facebook Twitter Delicious Photoshop