Hepimiz aynı yollardan geçiyoruz.

Elimde inceleme yazısı için bekleyen bir sürü ekipman dururken bu yazıyı yazmamam lazım belki de ama çok geç olmadan da neden böyle bir projeye giriştik, benim projeye ve konuya bakışım nedir konularında çok uzun olmasa da birşeyler yazmak istedim ama otobiyografi kısmı fazla uzun oldu. Asıl yazmak için girdiğimden farklı bir içeriğe bürünen bu yazı da Yalçın Aydın da kimdir sorusuna kendi çapında bir cevap niteliğinde olsun istedim. Okumak zor gelirse bu da özeti: Yalçın Aydın uzaydan gelmedi, hangi aşamlardan geçtiğinizi iyi biliyor ;)

Giriş: İçinizden biri :)

Beni tanımayan yıllarımı bu işlere verdiğimi düşünebilir ama durum pek de öyle değil aslına bakarsanız :) Elime fotoğraf makinesi almam çoğu okur gibi aile fotoğrafı çekmek için elime tutuşturulan fotoğraf makinesi ile oldu ama fotoğrafı zorunluluktan çektim. Babamın Lubitel’i ve olaya merakı vardı. Kız kardeşim zaten her kız gibi fotoğraf çekme hastasıydı. Benim ise konuya merakım falan yoktu, ben resim yapardım ve halimden memnundum.

Fotoğraf yokken tek tutkum resim yapmaktı. Fotoğraf gelince geri planda kaldı, hatta bayadır resimle uğraşmadığımı farkettim bu yazı ile. Gelecek yani nihai nokta ise fotoğraf ve resim sentezi olacak.

Fotoğraf yokken tek tutkum resim yapmaktı. Fotoğraf gelince geri planda kaldı, hatta bayadır resimle uğraşmadığımı farkettim bu yazı ile. Gelecek yani nihai nokta ise fotoğraf ve resim sentezi olacak.

Derken fotoğrafa meraklı, gönlü zengin dostum Erkin kendine bir adet Canon EOS 400D aldı ve zamanında pek de ucuza alınmamış olan Canon A95′ini bana verdi. Ben de arada fotoğraf makinesini kullanmaya başladım ama klasik tam otomatik modda. Dağcılığa olan merakım ve deneyimlerimi fotoğraflama isteği A95′i daha sık kullanmamı sağladı. Kadife gibi su fotoğrafını nasıl çekiyordu çekenler? Sorular daha çok araştırmayı beraberinde getirdi. A95′in sağladığı manuel ayarlar ve İngilizce bilmenin getirdiği araştırabilme kolaylığı ile bas ve çekin ötesinin de olduğunu öğrenmeye başladım. Deneme yanılma yöntemi akan su gibi şeyler çektim. Bu iş oldukça zevkliydi!

Aladağlar. Fotoğrafı ilgi alanıma sokan, çoğunlukta olduğu gibi anı fotoğrafçılığı idi yani yaşadıklarımızı belgeleme isteği, ihtiyacı. Burada İzmir Patikatrek ekibi ile Emler zirve denememiz öncesi irtifaya alışma tırmanışımızın oradaydık karesi

Fotoğrafı ilgi alanıma sokan, çoğunlukta olduğu gibi anı fotoğrafçılığı idi yani yaşadıklarımızı belgeleme isteği, ihtiyacı. Burada İzmir Patikatrek ekibi ile Aladağlar Emler zirve denememiz öncesi irtifaya alışma tırmanışımızın 'oradaydık' karesini görüyorsunuz. Ekipman: Canon A95. Ben de sağ altta oturanım. EXIF, Haziran 2007'yi gösteriyor.

Kaliteli sonuçlar verse de kompakt makinenin kimi kısıtlamaları her yeni başlayan kullanıcı gibi beni de ‘DSLR alacağım, acaba ne alsam’ sorusunu sormaya itti :) O sırada netfotoğraf forumlarını kullanıyordum ve orada ciddi bir Pentax kitlesi mevcuttu. Yurt dışında uygun fiyata bulunabilen Pentax K100D Super de aklıma takılan ilk DSLR modeli olmuştu. Dağcılık ve onun gerektirdiği zorlu koşullarda yalıtımlı bir gövde ihtiyacı daha sonraları Pentax K10D’yi öne çıkarsa da o devirde bunun için bütçemin olmaması klasik alım konularını açma ama birşey almama/alamama durumuna döndü :) Bu arada çok gerilere gitmiyoruz, Haziran 2007′deyiz ;)

Klasikten biraz daha farklı olsa da 'Ne alayım?' konusu. Her kullanıcı gibi benim de bunun gibi başlığım oldu :)

Nostalji: Klasikten biraz daha farklı olsa da benim de her yeni başlayan gibi 'Ne alayım?' konum oldu :)

Birden ani kararla, kimilerin uyarılarına rağmen, filmli makine de işimi görür diyerek pek de az olmayan bir fiyata Canon A1 aldım. Uzun uzun araştırarak modeli belirlemiştim ve ilk saha deneyimini de Kızlarsivrisi’nde gerçekleştirdik. İlk filmimi taktım, ilk kareleri çektim. Dönüşte dolu fırtısına yakalandık ve çantamda bulunan ekipman olduğu gibi sırılsıklam oldu. Makinenin kuruduktan sonra sorunsuz çalışması takdirimi kazandı ama ilk makarayı takamadığımı, sarmaya çalışırken filmin dişlerini yırtıp gün boyunca filmi boşa sardığımı (?!?) öğrenmemle moralim alt üst oluverdi. Acelemilikte bir türlü verim alamamam da buna eklenince (Hanimex marka zum lensin buna katkısı sanırım büyüktü :)) ilk adım için filmin doğru karar olmadığını düşünmeye başladım ve baya zarar ederek seti sattım.

Canon A1 ve Hanimex 80-200 denemeleri. Lenste 'Macro' yazmaktaydı, ben de denemekten geri kalmadım elbette :) Bilmediğim bir alanda acı çektiğimi hissettim ama bir yandan da zevk aldım. Şuan farklı bir tadı olduğunu düşünüyorum ama o zaman benim için fiyaskoydu. Gövde çok şıktı ama hakkını vermem lazım :)

Canon A1 ve Hanimex 80-200 denemeleri. Lenste 'Macro' yazmaktaydı, ben de denemekten geri kalmadım elbette :) Bilmediğim bir alanda acı çektiğimi hissettim ama bir yandan da zevk aldım. Şuan farklı bir tadı olduğunu düşünüyorum ama o zaman benim için tam anlamıyla bir fiyaskoydu. Gövde çok şıktı ama, hakkını vermem lazım :)

Derken ilk konser çekimi tecrübemi elde edeceğim Ayhan Sicimoğlu’nun İzmir konseri fırsatı çıktı. Üniversite yıllarındaki cazla olan ilişkim caz konseri çekme fırsatını sunmuştu. Erkin’in 400D’sini ve EF 28-135 IS USM’sini ödünç alarak bol bol çektim. Büyük keyif aldığım bu çekimin karelerine şimdi baktığımda eksiklikler görüyorum (JPG çekmiştim mesela :)) ama kilometre taşı olarak düşündüğümüzde benim için anlamlı ve önemliler.

İlk ciddi konser deneyimimden bu karede 400D ve 50/1.8 ikilisini kulanmışım.

İlk ciddi konser deneyimimden bu karede 400D ve 50/1.8 ikilisini kulanmışım.

Bu deneyim beni hemen kendi DSLR’mi almaya itti. Elimdeki para sadece yurtdışından Pentax K100D Super almaya yetecek kadardı ki o sırada yurtdışında bir arkadaşım gelecekti. Bu arada Erkin de Canon EOS 40D’ye geçmeyi düşününce ona benim arkadaş aracılığı ile ABD’den 40D getirttik ve ben de K100D Super için biriktirdiğim parayı ona vererek 400D, kit lens ve EF 28-135 IS USM üçlüsünü aldım ki aslında bu para ile sadece EF 28-135 IS USM alabilirdim. Gene gönlü zengim dostumun bir güzelliği idi bu.

İlk fotoğraf makinem ve ilk DSLR'm hep Erkin Gezgin sayesinde oldu.

İlk fotoğraf makinem ve ilk DSLR'm hep Erkin Gezgin sayesinde oldu. Ekipman: Canon EOS 5D, Asahi Optical Super Takumar 50mm f/1.4 (M42)

Genelin aksine ne manzara çekmekle, ne de makro çekmekle ilgileniyordum, tek ilgim caz konserleri idi. Birbiri ardına da konser çekimlerinin gelmesi pek gecikmedi. Her konser deneyime birşeyler kattı ve bar gibi zor ortamlarda ekipmanın zorlanması beni ekipman üzerine teknik konularda okumaya itti. Hangi DSLR konusundan sonra gene bir klasik olarak, hangi lensi alsam konularını forumlarda bu dönemde açtım :) İngilizce bilmem sebebi ile Adnan’ın ricası ile yabancı üyelere yardımcı olmam amacı ile FotoNo1′de yönetici olarak görev almaya başlamıştım ve sorularıma cevağlarımı orada aradım. Kimileri için cevaplar aldım ama kimi sorularım cevapsız kaldı. Cevapsızlık daha çok araştırma ve okumayı doğurdu ve günden güne ekipman konusunda daha çok bilgilendim. Bazen de yanlış yönlendirildim elbet ama doğruyu yanlıştan ayırmak konusunda henüz tam olmamıştım :)

30-40 kişilik bir katılımla gerçekleştirdiğimiz seminer.

30-40 kişilik bir katılımla gerçekleştirdiğimiz seminerimizin afişi.

İzmir’de çok sık caz konserinin olmaması, benim de diğer konulara pek ilgi duymamam bir araya gelince bir boşluk oluştu. Parasızlıktan istediğim ekipmanları alamamak da MF lenslerle tanışmamı ve donanımsal bilgi birikimimde logaritmik bir artışı beraberinde getirdi. Bu dönemde ebay’den çok sayıda lens aldım ve bol bol araştırdım. MF lensleri kullanabilmek için DSLR ve lenslerin gövdesinin içine girmek ve DSLR’nin çalışma prensiplerini öğrenmem de bu döneme rastlar. Yoğun geçen bir dönemden sonra Türkiye’de çok bilinmeyen DSLR ile MF lens kullanımı konusunda referans olarak gösterilen biri oluverdim. İlk seminerimi bu konu üzerine İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği‘nde verdim. İlk yazım da gene bu konu üzerine Nisan 2009′da pclabs‘da yayınlandı. Yazı başarılı olunca pclabs için yazdıklarımın devamı geldi.

MF lenslere olan ilgim, donanımsal konulardaki bilgim üzerinde ateşleyici güç oldu. Kimi zaman yanıldım ama bu dönemde oldukça fazla araştırma yaptım.

MF lenslere olan ilgim, donanımsal konulardaki bilgim üzerinde ateşleyici güç oldu. Kimi zaman yanıldım ama bu dönemde oldukça fazla araştırma yaptım. Bu raftan da görebileceğiniz üzere bir ara lens sayım aşırı arttı (hoş hepsini oldukça uygun fiyat ile alıyordum) ve ekipman edinme saplantısını da kendi bütçem dahilinde tecrübe etmiş oldum :)

MF ile başlayan teknik konulara merak, bazı forum ortamlarında yazılan çizilenleri doğrulamak veya çürütmek için daha çok araştırma yapmamı sağladı. İsim vermekte sakınca yok, itici güç fk’da başlayan ve daha sonrasında ayrı bir oluşum olan Canon Nikon Fight Club oldu. ‘Cross-type sensor’ nedir, megapikselin çoğu zarar mıdır sorularına cevap aramam da bu sayede oldu. Hala arada girip ne olup bitiyor takip ederim. Döngüye düşmek kaçınılmaz ama ekipman konusunda konuşmak zevk alan, meraklı bir kitlenin varlığının bilincinde olmak için de gerekli.

İkinci Ayhan Sicimoğlu konserimde gelişmeyi görebilmek insanın hoşuna gidiyor ve pratiğin bu alanda ne kadar önemli olduğun anlamanızı sağlıyor.

İkinci Ayhan Sicimoğlu konserimde gelişmeyi görebilmek insanın hoşuna gidiyor ve pratiğin bu alanda ne kadar önemli olduğun anlamanızı sağlıyor.

Gene MF sayesinde Okan Akan ile tanışmam da MF bilgimi forumlarda paylaştığım dönemde oldu. Bu da benim için bir milad oldu çünkü ekipmanın yanı sıra fotoğrafta başka şeylerin de olduğu, herşeyden önemlisinin fotoğrafın kendisinin olduğunu da bana hatırlatan Okan oldu. Sık sık yapılan buluşmlarda fotoğraf üzerine konuşmak ve fotoğrafın felsefesine de girmek, ciğerlerime oksijen takviyesi yapmak gibi oldu. Bu sohbet ortamlarına Aydın Tokmak, Berna Erözkan ve Ulaş Devrim Karasungur da katıldı. Kendimi birşey bilmiyormuş gibi hissetsem de kesinlikle konulara farklı açılardan bakmak konusunda çok yararlı olan bu toplanmaları hala yaparız. Bu ekipten zaten sitenin daha ‘fotoğraf’ üzerine olan yazıları için yardım alacağım.

Gelişme: ‘Bişey yapmalı!’

Dil bilen ve neyi nasıl araştıracağı konusunda bilgi sahibi kişiler için günümüz internet ortamında hayat çok kolaydır. Hemen her konuda bölük pörçük ya da derli toplu bilgiye erişilebilir. Türkçe ise ne yazık ki bu imkanı sunmamaktadır çünkü Türkçe kaynak pek yoktur. Kimi konularda derli toplu İngilizce kaynak bulmak bile olası değildir. DSLR’de MF lens kullanımı konusunda mesela hala benim hazırladığım gibi bir kaynak bulunmamakta. Hala FD lensimi Canon DSLR’mde kullanabilir miyim sorusu forumlarda sık sık sorulmaktadır. Türkçe kaynak eksikliği ekipman konusunda da kendini göstermektedir. Gövde, lens incelemeleri hep dil bilenlerin hizmetindedir. Günümüzde tercüme sistemleri ile bilgiye ulaşım daha kolaylaşmış olsa da çevirilerin üst kalitede olduğunu iddia edebilmek için henüz erken.

Kimi forumlarda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarca yanlış yönlendirmelere de şahit olunca kendi sitem olsa da orada bu konularda da yazabilsem keşke diye düşündüm.

Kırılma noktası, Haziran 2009′da Özkan’ın sadece fotoğraf üzerine ayrı bir site projesi teklifi oldu diyebiliriz. Evet demem için çok da düşünmem gerekmedi ve 3.5 yıllık Bilgisayar Mühendisliği kariyerimi Temmuz 2009′da sonlandırarak, tüm dikatimi henüz adı konmamış bu projeye verdim. Çıkış noktamız aslında oldukça basitti: Tükçe, derli toplu kaynak eksikliği. Peki bu konuda ne yapabilirdik? Kaynak yoksa, kaynak olabilirdik! Sonuçta bir yerden başlamak gerekiyordu ve ilk taşı biz koyduk.

Başlıkta da dediğim gibi, hepimiz aynı yollardan geçiyoruz. Bu yolları önceden katetmiş biri olarak amaçlarımdan biri size hazır kaynak sunarak ilerlemenizi hızlandırmak. Bilgili kullanıcılar için de gerek donanımsal, gerekse fotoğrafın felsefesi üzerine düşündürecek yazılar ile içeriğimizi daha da zengileştireceğiz.

Sonuç: Henüz yolun başındayız.

Sonuca aslında şuan bakıyorsunuz ama buna sonuç demek yerine sonucun provası olarak düşünmek daha uygun olacaktır çünkü henüz kafamızdaki herşeyi geçekleştirebilmiş değiliz. Kimi konularda süprizler yapacağız, kimi konularda denenmemiş şeyler deneyeceğiz. Ve de azınlık gibi görünse de çoğunluk olması gereken, ekipman yerine fotoğraf konuşmak isteyenler için içerik sunacağız. Konuya bakışımı ve düşüncelerimi bir sonraki yazımda dile getireceğim.

“Hepimiz aynı yollardan geçiyoruz.” ile ilgili okuyucu mesajları

  1. Said Akkaş

    Sadece fotoğrafçılık adına değil, ayrıca insanın yapmak istedikleriyle ilgili de ilgili ilginç ve güzel bir yazı olmuş, tebrikler. Demek ki içinde itici bir güç hissetmek gerekiyor. O da meraktan besleniyor, istidad ile tomurcuklanıyor.

  2. Basçek’i takip etmeye başladığımdan beri, bu işe gönül veren insanlar tarafından özenle ve emek harcanarak hazırlandığını görüyor ve bunu takdir ediyordum. Yazınız ile de bu düşüncemin doğruluğunu bir kez daha gördüm. İyi ki varsınız. Teşekkürler :)

  3. mehmet

    m.ekinci’ye aynen katılıyorum.

  4. Harun Kaygan

    Eline sağlık Yalçın. Yeni gördüm bu yazıyı; ne güzel yazmışsın.

    Düşünüyorum da, çizim alışkanlığının mutlaka fotoğraflarına katkısı olmuş olsa gerek. Çektiğin fotoğraflarda kompozisyon ve ışık kullanımlarını çok beğeniyorum. Bunlar teknik bilgiye indirgenemeyecek başarılar –hele hele, bu konuda bi yazı yazdın biliyorum ama, 1/3 kuralı, efendim, altın oran gibi biraz fazla basitleştirilmiş kavramlarla hiç açıklanamaz. İyi bir göze sahipsen, sonuçta bunu biraz da çizim olayına borçlusun bence. :)

  5. Basçek sitesini ilgi ve merakla takip ediyorum.. Emeği geçenlerden Allah razı olsun diyorum…Ama merak ettiğim şu: sadece teşekkürle, iyiki varsınla, Allah razı olsunla olmaz bu işler.. Buraya emek ve zaman harcıyorsunuz… Yani maddi kazanımınız ne? herhangi bir kazancınız varmı?(bu siteden). Elbetteki ben maddi olarak size bir katkısının olmasını isterim….
    Selam ve saygılarımla.. Kolay gelsin……..

    • BasÇek’in şu an maddi bir getirisi yok. Krizden çok fazla etkilenen bir sektör fotoğrafçılık ve açıkçası fazla da firma yok. Olanların da ağırlığı yazılı basına verdiğini görüyoruz. Bunu değiştirmeye çalışacağız. Yakında fotoğrafçılık derslerimizi size birebir sunma imkanını da sunacağız. Bu şekilde BasÇek’i hem sanal hem de gerçek dünyada yer alan bir yapıya kavuşturunca maddi kazancın da takip edeceğine inanıyoruz.


Mesaj gönder »

 

Bizi Takip Edin E-posta bülteni RSS Facebook Twitter Delicious Photoshop